English   |   Deutsch   |   Français   |   Español   |   Pусский   |   Polski   |   Nederlands   |   Shqip   |   Kiswahili   |   Azeri   |   Bosanski
 
İMAN hakkında
"B" SIRRIYLA ANLAYIŞ

Söz buraya gelmişken, isterseniz, almış olduğumuz bu "B" harfi sırrıyla bazı âyetleri değerlendirmeye çalışalım:

"VAllâhu muhıytun Bilkâfiriyn" (Bakara:19)

"GERÇEĞİ ÖRTENLERİN HAKİKATİ OLARAK ALLÂH ONLARI KAPSAMAKTADIR."

*  *  *

"VAllâhu Biküllî şeyin alim" (Bakara:282)

"ALLÂH ŞEYLERİN KENDİSİNDE OLARAK HER ŞEYİ BİLİR."

*  *  *

"VAllâhu basiyrun Bima ya’melun" (Bakara:96)

"ALLÂH ONLARIN YAPTIKLARININ MEYDANA GETİRİCİSİ OLARAK YAPTIKLARINI BİLMEKTEDİR."

*  *  *

"İnnAllâhe Binnasi leraufur rahiym" (Hac:65)

"ŞÜPHESİZ Kİ ALLÂH İNSANLARIN HAKİKATİ OLARAK (insanlardan) RAÛF VE RAHÎMDİR."

*  *  *

"VAllâhu a’lemu Bima yektumun" (Âl-i İmrân:167)

"ALLÂH ONLARIN GİZLEMEKTE OLDUKLARININ HAKİKATİ VE ASLI OLARAK GİZLEDİKLERİ NİYETLERİNİ BİLİR."

*  *  *

"VAllâhu raufun Bil ibad" (Âl-i İmrân:30)

"ALLÂH KULLARININ VARLIĞINDA OLARAK ONLARA RAÛF’TUR (çok merhamet etmektedir)."

*  *  *

"Vema tef’alu min hayrin feinnAllâhe Bihi aliym" (Bakara:215)

"NE İYİLİK YAPARSANIZ, KESİNLİKLE ALLÂH ONUN HAKİKATİ OLARAK YAPTIĞINIZI BİLİR."

*  *  *

"VAllâhu Bima ta’melune habiyr" (Âl-i İmrân:180)

"ALLÂH YAPTIKLARINIZIN HAKİKATİ VE OLUŞTURUCUSU OLARAK YAPTIKLARINIZDAN HABERDARDIR."

*  *  *

"Vema tunfiku min hayrin feinnAllâhe Bihi aliym" (Bakara:273)

"İYİLİK OLARAK NE BAĞIŞLARSANIZ, GERÇEKTEN ALLÂH ONUN HAKİKATİ OLARAK ONU BİLİR."

*  *  *

"İnnAllâhe aliymun Bil müfsidiyn" (Âl-i İmrân:63)

"ŞÜPHESİZ Kİ ALLÂH MÜFSİDLERİN ASLI VE HAKİKATİ OLARAK ONLARI BİLİR."

*  *  *

"VAllâhu aliymun Bilmuttakıyn" (Âl-i İmrân:115)

"ALAH KORUNANLARIN VARLIĞI VE HAKİKATİ OLARAK KORUNANLARI BİLİR."

*  *  *

"İnnAllâhe aliymun Bizatissudur" (Âl-i İmrân:119/154)

"ŞÜPHESİZ Kİ ALLÂH KALPLERİNİN ZÂTI OLARAK İÇİNİZDEKİNİ BİLİR."

*  *  *

"İnnAllâhe Bima ya’melune muhit" (Âl-i İmrân:120)

"ŞÜPHESİZ Kİ ALLÂH, YAPTIKLARININ HAKİKATİ OLARAK YAPTIKLARINI İHÂTA ETMİŞTİR."

*  *  *

"...Ve ci’na Bike ala haulâi şehiydan" (Nisâ:41)

"SEN OLARAK ONLARIN ÜZERİNE ŞAHİDİZ."

*  *  *

"Seyeczihim Bima kanu yefterun" (En’âm:138)

"İFTİRALARININ VARLIĞIYLA ALLÂH ONLARI SONUÇLARINA KATLANDIRIR."

*  *  *

"Ve mimmen halekna ümmetün yehdune Bilhakkı ve Bihi ya’dilun" (A’râf:181)

"YARATTIKLARIMIZDAN HAK OLARAK HİDÂYETİ BULAN VE HAK OLARAK ÂDİL DAVRANAN BİR ÜMMET DAİMA VARDIR."

*  *  *

"Katiluhum yuazzibihumullahu Bieydiykum" (Tevbe:14)

"ONLARLA MUKATELE YAPIN Kİ, ALLÂH ELLERİNİZ OLARAK ONLARA AZAP VERSİN."

*  *  *

"İnne rabbiy Bikeydihinne aliym" (Yusuf:50)

"ŞÜPHESİZ Kİ BENİM RABBİM, O KADINLARIN HİLESİNİN HAKİKATİ OLARAK, ONLARIN HİLESİNİ BİLİR."

*  *  *

"Ve Binnecmi hüm yehtedun" (Nahl:16)

"YILDIZ İLE HİDÂYETE ERERLER."

*  *  *

"İnnAllâhe habiyrun Bima yasneun" (Nûr:30)

"ŞÜPHESİZ Kİ ALLÂH, ONLARIN YAPTIKLARININ HAKİKATİ OLARAK ONLARIN YAPTIKLARINDAN HABERDARDIR; YAPTIKLARINI BİLİR."

*  *  *

"İnnAllâhe aliymun Bima yef’alun" (Yunus:36)

"ALLÂH ONLARIN FİİLLERİNİN HAKİKATİ OLARAK, ONLARIN TÜM FİİLLERİNİ BİLİR."

*  *  *

"Ve kefa Bihi Bizunubi ibadihi habiyran" (Furkan:58)

"ZENBLERİNİN VARLIĞI OLMASI YETERLİDİR ONLARIN GÜNAHLARINDAN HABERLİ OLMASI İÇİN."

*  *  *

"ELA innehu Biküllî şey’in muhıyt" (Fussilet:54)

"DİKKAT ET, KESİNLİKLE O, ŞEYİN TÜMÜ OLARAK HER ŞEYİ KAPSAMAKTADIR."

*  *  *

"İn yeşe’ yüzhibkum ve ye’ti Bihalkın cediyd" (Fâtır:16)

ALLÂH DİLERSE SİZİ YOK EDER VE YENİ BİR YARATIŞLA AÇIĞA ÇIKAR."

*  *  *

"Ve huve Biküllî halkın aliym" (Yâsîn:79)

"O YARATILMIŞLARIN TÜMÜNDE VAROLDUĞUNDAN YARATILMIŞLARINI BİLİR."

*  *  *

"İnna zeyyennes semaed dünya Biziynetil kevakib" (Saffat:6)

GERÇEKTEN BİZ DÜNYA SEMÂSINI DEĞERLİ NESNELER OLAN YILDIZLARLA DONATTIK."

*  *  *

"İsteiynu Billahi" (A’râf:128)

"YARDIMI, VARLIĞINIZDAKİ ULÛHİYET MERTEBESİNDEN ALIN."

Bu âyetlere bir de bu anlamlar yönünden bakarsak acaba bize ne gibi kapılar açılır?.. İsterseniz bunları da bir düşünelim...

*  *  *

Evet, bunları kavrayabildiysek, şimdi bu anlayışla fark etmeye çalışalım...

Hiçbir yerde "ilâh"a imandan söz edilmemektedir; çünkü "ALLÂH", "TANRI" değildir!

"Senin ilâhın ALLÂH’tır" sözünün mânâsı "ALLÂH ilâhtır" demek değildir!.. Bu belki, "Senin ilâh-Tanrı bildiğin, sandığın varlık gerçekte ALLÂH’tır; ki O Tanrı olmaktan münezzehtir" anlamına alınabilir...

Bunun izahını geniş olarak "HZ. MUHAMMED’İN AÇIKLADIĞI ALLÂH" isimli kitabımızda yaptık. Arzu edenler bu hususu oradan tetkik edebilirler...

Evet, "ALLÂH"a iman derken, "ALLÂH"ı en asgari sınırı ile "İhlâs" sûresinde belirtilen biçimde anlamak gerekir.

Şayet "ALLÂH"ın "AHAD" olduğunu akıldan çıkarırsak veya "ALLÂH"ın "AHAD" olduğunun mânâsını anlamadıysak; "ALLÂH"ın "doğurulmamış ve doğurmamış olduğunun" mânâsını fark edemediysek, çözemediysek, idrak edemediysek; bu takdirde biz, "ALLÂH’a inanıyorum" deriz; ama yine de "Âmentü billahi" dememiş oluruz!.. Lafını etmiş, dille söylemiş oluruz; fakat, anlayış olarak bu kavramdan mahrumuzdur...

İşte bu durumdakilerin hâlini açıklayan âyet de şudur:

"İNSANLARDAN BİR KISMI "B"NİN ANLAMIYLA ALLÂH’A VE GELECEĞİMİZE İMAN ETTİK DERLER; AMA BUNUN BİLİNCİNDE OLARAK İMAN ETMEMİŞLERDİR." (Bakara:8)

Çünkü...

İhlâs sûresinde, "ALLÂH"ın "Ahad" yani bölünmez, parçalanmaz, cüzlerden meydana gelmemiş, parçalardan oluşmamış; sonsuz sınırsız TEK olduğu...

Ve de "Samed" olarak, O’na herhangi bir şeyin girmesinin, ya da O’ndan her hangi bir şeyin çıkmasının mümkün olmadığı, anlaşılabildiği zaman...

Ve yine "O"ndan meydana gelmiş ikinci bir varlığın var olmadığı; ayrıca "O"nun başka varlıktan meydana gelmesinin söz konusu olmadığı fark edildiğinde ve bunun anlamı kavranıldığında, zaten otomatik olarak bizim "ben" dediğimiz varlık, hiç "var" olmamış olarak "yok" olur!

Ya da çok basite indirgeyerek açıklayalım... "ALLÂH"ın "SINIRSIZ" varlığına İMAN EDİLDİĞİ ZAMAN!.. Yani, "SINIRSIZ" varlığı dolayısıyla hiçbir boyutta "O"nun yanı sıra ikinci bir varlığın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği kavrandığı zaman... Görülecektir ki "sen (ben)" zaten hiç "var" olmamışsın... "Yok"sun!.. "YOK" mayasından oluşmuş bir "yok" olarak mevcudsun; ki gerçekte tüm varlık sadece "O"dur!

Var olmamış bir şey nasıl "yok" olur?..

Var olmayan bir şey, gerçekte, ancak beş duyunun oluşturduğu zanda "var" kabul edilir; o zanda "var" kabul edilen "benlik", idrak oluşunca da "yok" olur demektir! Yoksa, gerçekten "var" olan hiçbir şey "yok" olmaz!..

Çünkü her şeyin varlığı, "ALLÂH" varlığıyla mevcuttur!.. Ki, o şeyin mutlak mânâda "yok" olması demek, sonuçta ALLÂH varlığının "yok" olması demek olur...

Evet şimdi biz yine ana konumuza dönelim.

"ALLÂH"a iman, işte böylesine "ALLÂH"ın "TEK"liğine iman ile birlikte, bu imanın getirisi olarak, kendi varlığının, Hakk’ın varlığı dışında var olmadığını idrak etmek suretiyle meydana gelir.

Eğer kendi varlığının "var" olmadığını anlarsan, işte o zaman dersin ki: "Âmentü Billahi"...

Ben, "ALLÂH"ın varlığına, "O"nun varlığı ile kaim ve mevcut bir varlık olarak iman ediyorum.

Bu konuda bakınız, tahkiki imanın neye olması icap ettiğini Hamdi Yazır ünlü tefsirinde nasıl anlatıyor:

"İslâm’da emrolunan umumi mevzuu iman "Lâ ilâhe illâllah" tevhidi, yani Tevhidi Ulûhiyettir. "La mevcûda illâllah" diye ifade edilen Tevhidi Vücud değildir... Bu olsa olsa, tariki marifette kat’ı merahil (aşama yapmış) etmiş havass için mevzuu bahs olabilir...

Ve bizim nazarımızda, tevhidi vücud alelıtlak münker değil, belki keşfen müsbettir!

Lâkin "Allâh’tan başka mevcud yoktur" demekle, "her mevcud Allâh’tır" demek arasında pek büyük fark vardır...

Evvelkisi, "tevhidi mahz"(sırf tevhid) olabilir; lâkin ikincisi şirki mahzdır (sırf şirk)...

"Allâh’tan başka mevcud yoktur" denildiği zaman, mâsivâya isnad edilen vücudun hakiki olmayıp, hayali, vehmî, şuurda yansıyan bir emri zıllî olduğu; ve vücudu hakikinin ancak ALLÂH’a muhtas bulunduğu ikrar ve âlemin bizâtihi ve lizâtihi vücudu hakikisi nefyedilmiş olur ki, bu vahdeti vücuddur...

Çünkü, keşfen sâbit olduğu üzere, biz âlem namına ne biliyorsak, hepsi mahsusatımız, hayalimiz, suveri zihniye ve intibaatı ruhiyemizden (ruhen hissedişimiz) ibarettir... Bunları ayan tasavvur etmemiz, ve bil’izafe hak diyebilmemiz, Zâtında Vâhidi Ekmel olan Hak mefhumunun ezelen ve ebeden tahakkukunu tasdik sayesinde mümkün olabilir ki, bunu fâtihada izah etmiştik...

Binaenaleyh, "vahdeti vücud" tevhidi vücudisi, eşbahı âlemin zılli ve hayali olduğunu görmek ve onları silip maverasındaki Hakkı Vâhidin vücuduna iman eylemek ile mümkün olur!." (c:1, s:576)

Evet, marifete erer, gerçeği fark edersen; "ALLÂH"ın varlığı ile mevcut ve kaîm bir varlık olduğuna iman edersin; ki bundan sonra da artık sende "bireysel benlik, kendini bir birim olarak kabul etme" kavramlarının olmaması gerekir.

Ama gene de bu birimsellik kavramı sende olur mu, olur!..

Niye olur?..

"ALLÂH" öyle dilediği için olur!

Çünkü onun dilediğine ve yaptığı işlere karışacak onun dışında ikinci bir varlık söz konusu değildir.

Bu hususta akla gelen bazı âyet meâlleri var:

"ALLÂH DİLEDİĞİNİ HALK EDER." "Yahluku ma yeşa" (Sura:49)

"ALLÂH MURAD ETTİĞİNİ YAPAR." "Yef’alü ma yürid." (Âl-i İmrân:253)

"O’NA YAPTIĞINDAN SUAL SORULMAZ." "La yüs’elu amma yef’alu" (Enbiya:23)

Şimdi burada bir ince nokta daha var... "ALLÂH"a yaptığından sual sorulamaz; demiyor! Yani, sorulabilir ama sorulmaz, sorabilirsiniz ama sormayın gibisine değil..

Yaptığından sual sorulmaz, yani sual sorulması imkân dışıdır, olanaksızdır! Niye olanaksızdır?..

Çünkü "ALLÂH" dışında ikinci bir varlık yoktur ki, sual sorsun! Dolayısıyla "ALLÂH"a yaptığından sual sorulmaz!

AHMED HULÛSİ
1993
AKIL VE İMAN
İndirmek için tıklayınız
B SIRRIYLA ANLAYIŞ - E-BOOK   B SIRRIYLA ANLAYIŞ - PDF
Yazdırmak için tıklayınız
AHMED HULÛSİ'NİN RESMİ WEB SİTESİ SADECE www.ahmedhulusi.org ADRESİDİR. FACEBOOK VE BENZERİ SOSYAL İLETİŞİM SİTELERİ VEYA HERHANGİ BİR İNTERNET SİTESİNDE, RESMİ WEB SİTEMİZ www.ahmedhulusi.org ADRESİNDEN ORİJİNALİNE SADIK KALINARAK YAPILMIŞ ALINTILARIN DIŞINDAKİ, AHMED HULÛSİ ADI ALTINDA YAZILAN, KONUŞULAN, SÖYLENENLERİN HİÇBİRİ AHMED HULÛSİ'YE AİT DEĞİLDİR. GEREĞİNCE DUYURULUR.
TELİF HAKLARI
® Eserlerimizin hiçbirinde telif hakından kaynaklanan herhangi bir tür bedel talebi yoktur. Sitemizdeki tüm bilgiler, Hz. MUHAMMED (aleyhisselâm)'ın bildirip açıkladığı "ALLÂH" ismiyle işaret edilenin hakikatinin ne olduğunun öğrenilmesi ve "DİN" denilen yaşam sisteminin bu vizyonla değerlendirilebilmesi için, tüm insanlarla karşılıksız paylaşılmak üzere hazırlanmıştır. Tüm yayınlarımızı ücretsiz okur; dinler, bilgisayarınıza indirebilir, çoğaltabilir; YAZAR ve KAYNAK ADRESİ BELİRTMEK ŞARTIYLA bireysel veya toplumsal iletişim araçlarıyla, internet üzerinden veya her yoldan çevrenizle paylaşabilirsiniz. Ancak yayınlarımızın hiçbiri bu vb. yollar kullanılarak çoğaltılıp yazılı izin almaksızın satılamaz. Allâh ilmine karşılık alınmaz. Prensibimiz maddî ya da manevî karşılıksız paylaşımdır.
www.ahmedhulusi.org web sitesinin hosting hizmeti dataisdata.net tarafından verilmektedir.
Site yöneticisi: Cem ERDEMİRBİLEK
Ulaşmak için: cem@ahmedhulusi.org
www.okyanusum.com   www.allahvesistemi.org
Ahmed Hulûsi'nin eserlerini Kitsan Yayınevi'nden temin edebilirsiniz.
Tel: +90 (212) 513 67 69
online ziyaretçi: 22        ip adresiniz: 38.107.179.216
2012 ® Ahmed Hulûsi Resmi Web Sitesi. Tamamı ücretsiz kitaplar, kitapçıklar, sesli kitaplar, e-book'lar, sesli ve görüntülü sohbetler,
çeviriler, seslendirmeler ve ayrıca sürekli eklenen güncel yazılarla tüm insanlarla karşılıksız paylaşım.