English   |   Deutsch   |   Français   |   Español   |   Pусский   |   Polski   |   Nederlands   |   Shqip   |   Kiswahili   |   Azeri   |   Bosanski
 
KUR'ÂN hakkında
HAZİNEYİ "OKU"MAK

Adam tarlasını kazarken toprağın altında naylona sarılı bir şey bulmuş... Hemen açmış... Başlığında kendi lisanıyla, "BUNU okuyan hazineyi bulur!" yazılıymış...

Ancak yazının alt tarafı ise okuyamadığı bir lisanmış...

Hemen yazıyı almış, köyün imamına koşmuş... Köyün imamı ona göre büyük adam; belki de zamanın gavsı ya da müceddidi!

İmam efendi Kur'ân kursunu bitirmiş... Kur'ân okumasını biliyor...

Hemen almış kağıdı eline ve bakar bakmaz konuşmuş:

" ‘Bunu okuyan hazineyi bulur!’ yazıyor... Altında da Arapça bir dua var!.. Hemen bunu çoğaltalım!.. Ve herkes okusun!" demiş...

Mübarek elleriyle, bulunan yazıdakileri kopyalamışlar ve tüm köy halkına dağıtmışlar!..

Herkes okumaya başlamış imam efendinin kendi dillerinin harfleriyle yazdığı onbeş satırlık yazıyı... Aradan bir zaman geçmiş...

Derken biri köy kahvesinde demiş:

—Efendiler bu böyle günde bir kere okunmakla olmayacak sabah akşam okuyalım şunu... Elbette bir kerâmeti vardır!

Birkaç gün daha geçmiş, günde kırk defa okumaya karar vermişler!

Derken günde yüz defa!..

Bazıları bakmış, "hazine bulunmuyor" demişler:

"Bu safsata!.. Bizi umutlandırmak için böyle bir masal uydurmuş birisi!"

Kimi de inançla ve ısrarla devam etmiş okumaya...

Aradan aylar geçmiş ama ne çare ki hazineyi bulan yok!..

Derken günün birinde bir gezgin uğramış köye... Camide yatsıyı kıldıktan sonra bakmış bir dua yapıyor insanlar birlikte, hiç duyulmamış o güne kadar öyle bir şey!

Demiş camiden çıkarken imama, "bana da öğretsenize bunu"...

Hemen yazılısını vermiş ona da imam...

Adamı misafir etmişler misafirhanede...

El etek çekilip insanlar uyuduktan sonra adam kalkmış mumu yakmış kâğıttaki Arapça dua(!)yı okumaya başlamış!!!

Misafirhaneden çıkmış elinde mum ve kâğıt, köyün ortasındaki ulu çınarın altına gelmiş... Gene kâğıttaki duayı okumuş; çınardan köyün kuzey çıkışındaki dere boyuna doğru yürümüş... Sonra Arapça dua(!)yı okumuş gene, dere yatağından uzanan salkım söğütün yanına varmış. Dua(!)da yazılı olduğu üzere söğüt ağacının yanından yüzünü köye dönüp yirmibir adım atmış ve oradaki koca kayanın dibini kazmaya başlamış...

Bulmuş orada bir tahta kutu ve içinde çil çil altınlar! Alıp yoluna devam etmiş!

Köylünün her gün okuduğu dua(!) doğruyu yazıyormuş meğer inanmayanların aksine!

"OKU"muş duayı köylülerin okumasından farklı olarak; anlamış anlamını yazılanların ve gereğini de uygulayarak; hazineyi bulmuş!

Köylülerse hâlâ devam ediyormuş sabah akşam anlamını bilmedikleri imam efendinin kendi lisanlarında yazıp ellerine verdiği Arapça duayı okumaya!!!

Okuyorlar...

Tıpkı imamın köylüsü gibi okuyorlar gün be gün okumak olsun diye... Yahut okumaya çalışıyorlar... Ya da okuyamıyorlar...

Ana konuya geçmeden önce bizi okuyan anlayışı sınırlılar için bir uyarı koyalım...

"DUA ve ZİKİR" isimli kitabımızda "yapılan tüm zikir ve duaların anlamı bilinmese bile, inanılmadan okunsa bile kişiye yarar vereceğini" geniş bir şekilde izah etmiştik. Çünkü bu, bir mekanizmanın işletiliş şeklidir ve inançla ve yukarıdaki veya ötendeki tanrı ile alâkası yoktur sonuç vermesinin!

Bunu böylece vurguladıktan sonra esas konumuza gelelim...

"OKU"mak nasıl olur?

Hz.Muhammed (aleyhisselâm)’a iman edenler O’nun açıkladığı "ismi ALLÂH olanı" önce "İHLÂS" Sûresinde tanımlandığı şekilde anlayıp idrak ederler... Ya da HOLOGRAFİK EVREN gerçeğini fark ederler; ki bu da aynı hakikate giden yoldur! (Anlayışı kıtlar için uyarı: "Yoldur" dedik, ikisi aynı şey değil! "Ahmed Hulusi, enerji ALLÂH’tır diyor" iftirasından vazgeçin! Ehli katında çok ufalıyorsunuz!)

Bunu anladıktan sonra bilinir ki, insanın varlığı ve hakikati, ismi "ALLÂH" olanın Esmâ’sı ile kendini var kılan Rubûbiyet mertebesidir ve kendisinin Rabbi’dir! Ve bu mertebe yalnızca âfakta ötelerde bir yerde değil, kendi hakikatinden bilincine uzanan bir yapıda mevcuttur! Her birim için böyle olduğundan dolayı da "Rabb-ül âlemîn"dir!

Evrensellik ötesi evren içre evrenlerin var olduğu NOKTA’nın ilminde var olan her birim ve yapıda, holografik gerçeklik nedeniyle Arş, Kürsî, Semâvat ve bunların ehli mevcuttur!

Yoktan var olmuş insan zaten yoktur ve var olan yalnızca Hz.Muhammed (aleyhisselâm)’ın açıkladığı ismi "ALLÂH" olandır! Bu yüzden de "Lâ ilâhe - tanrı ve dolayısıyla tanrılık kavramı yoktur" uyarısı yapılmıştır!

Böylece de insanın dışarıda, ötesinde bir tanrı araması veya kabullenmesi yerine; özündeki, varlığındaki, ismi "ALLÂH" olan'ın Rubûbiyet ve Melikiyet ve İlâhiyet sıfatlarının mertebeler şeklindeki özelliklerine yönelmesi ve sığınması istenmiştir!

"... Nerede olursanız O sizinle (hakikatinizin Esmâ ül Hüsnâ’sıyla varolması sonucu) beraberdir!.." (57.Hadiyd:4)

âyeti bu Mâiyet sırrına işaret eder!

Bu yüzden de;

"Sen düşündüğünü açığa vursan (veya gizlesen); (bil ki) kesinlikle O, Sırr’ı da (şuurundakini de) Ahfa’yı da (onu meydana getiren Esmâ mertebeni de) bilir!" (20.Tâhâ:7)

Çünkü dışardaki veya ötendekine dua etmiyorsun!!!

Fâtiha’da dahi Mâlik’i veya Melik’i okunuşuyla gene bu noktaya işaret edilmektedir ki;

"İkra’ Kitabek* kefa Bi nefsikel yevme aleyke Hasiyba;"

"OKU yaşam bilgini (kitabını)! Bilincin bu aşamada, yaptıklarının sonucunun ne olduğunu görmeye yeterlidir." (17.İsra’:14)

âyeti bu sırra işaret etmektedir. "Hasiyb" ismi Esmâ’dan olarak Rubûbiyet mertebesinde varlığında yer almaktadır, holografik gerçeklik doğrultusunda. Ötedeki tanrıya değildir hesap yani! Hakikatindeki "ismi ALLÂH olanın Melikiyeti"ne hesap verirsin "yevmidDİYN"-"DİN GÜNÜNDE"... İstersen çok asırlar sonrasına at bu "din günü"nü!

Bu yüzden Kur’ân-ı Kerîm’i okumaya başladığında, "B-ismi-ALLÂH Rahmân ve Rahıym"dir; yani "Hakikatim ismi ALLÂH olanın Rahmâniyet ve Rahıymiyetiyle açığa çıkmaktadır her an" demektedir ehli hâl!

Salât (namaz) bu gerçekliğin yaşanmasıdır işte!..

"Âyet’el Kürsî"de aynı gerçeklik dolayısıyla insanin hakikatinde bulunan ismi "ALLÂH" olanın mertebeleri ve özellikleri vurgulanmakta, bunların idrak edilip değerlendirilmesi istenmektedir. İnsanın uyuyan boyutuna karşılık, hakikatindeki asla uyumayan mertebeye dikkat çekilmektedir.

"KUL" (DE Kİ) diye başlayan âyetler senin onları okumanı isterken; esasen bu âyetleri "OKU"yabilene "Bunun anlamını YAŞA!" uyarısını ihtiva etmektedir...

Yani, bu dua âyetleri sana yukarıdaki tanrına yönel ve ondan yardım iste anlamında değil; senin varlığını ve hakikatini var kılan bu mertebelerin hakkını vererek ismi "ALLÂH" olana hakkıyla kulluk et, anlamındadır...

Elbette bizim anlayabildiğimiz kadarıyla. Kimseyi bağlamaz!

Ne yazık ki...

Hz.Muhammed (aleyhisselâm)’ın açıkladığı ismi "ALLÂH" olanı insanlarla paylaşmaya çalıştım, anlayıp hissedebildiğim kadarının anlatılabilirliği ile; onlarsa kendi "ulu tanrı"larını update ettiler (güncellediler!) anladıklarıyla...

OYSA...

"Allâh yanı sıra tanrıya (dışsal güce) yönelme! Tanrı yoktur, sadece "HÛ"!.." (28.Kasas:88)

âyeti çok açık şekilde, ismi "ALLÂH" olana iman edildikten sonra, tanrılık kavramının düşünülmemesi gerektiğini vurgulamaktadır!

Kimileri varlıklarını yok etmediler, varlıklarının yok olduğunu idrak ettiler ismi "ALLÂH" olan indînde...

Kimileri de "tanrı" yaratıp onu kullandılar benliklerini yüceltmek, dünya âhiret ulusu olmak için!

Evet...

"Yok"luğunu ve var olanın yalnızca ismi "ALLÂH" olan olduğunu idrak edip İslâm Dini’ni kabullenenler, Hz.Muhammed’in getirdiklerini anlayıp o doğrultuda hazineyi bulmaya çalıştılar.

Kur’ân-ı Kerîm’i okuyup, işaret edilen sırları deşifre ederek; ismi "ALLÂH" olanı, kendi Esmâ’sıyla yaratmış olduğu âlemleri ve içinde yaşadıkları sistem ve düzeni "OKU"yarak, kendi özlerindeki sonsuz muhteşem hazineyi buldular!

Kimi de etraf ve dedikodu-gıybetle ömrünü tüketerek kulluğunu yerine getirip, bu dünyadan ayrıldı... Sürüden biri daha öteye geçti, Yunus’un deyimiyle!

AHMED HULÛSİ
6 Mayıs 2005
Raleigh – NC, USA
İNSAN VE DİN
İndirmek için tıklayınız
HAZİNEYİ OKUMAK - SES   HAZİNEYİ OKUMAK - VİDEO   HAZİNEYİ OKUMAK - EBOOK   HAZİNEYİ OKUMAK - PDF
Yazdırmak için tıklayınız
AHMED HULÛSİ'NİN RESMİ WEB SİTESİ SADECE www.ahmedhulusi.org ADRESİDİR. FACEBOOK VE BENZERİ SOSYAL İLETİŞİM SİTELERİ VEYA HERHANGİ BİR İNTERNET SİTESİNDE, RESMİ WEB SİTEMİZ www.ahmedhulusi.org ADRESİNDEN ORİJİNALİNE SADIK KALINARAK YAPILMIŞ ALINTILARIN DIŞINDAKİ, AHMED HULÛSİ ADI ALTINDA YAZILAN, KONUŞULAN, SÖYLENENLERİN HİÇBİRİ AHMED HULÛSİ'YE AİT DEĞİLDİR. GEREĞİNCE DUYURULUR.
TELİF HAKLARI
® Eserlerimizin hiçbirinde telif hakından kaynaklanan herhangi bir tür bedel talebi yoktur. Sitemizdeki tüm bilgiler, Hz. MUHAMMED (aleyhisselâm)'ın bildirip açıkladığı "ALLÂH" ismiyle işaret edilenin hakikatinin ne olduğunun öğrenilmesi ve "DİN" denilen yaşam sisteminin bu vizyonla değerlendirilebilmesi için, tüm insanlarla karşılıksız paylaşılmak üzere hazırlanmıştır. Tüm yayınlarımızı ücretsiz okur; dinler, bilgisayarınıza indirebilir, çoğaltabilir; YAZAR ve KAYNAK ADRESİ BELİRTMEK ŞARTIYLA bireysel veya toplumsal iletişim araçlarıyla, internet üzerinden veya her yoldan çevrenizle paylaşabilirsiniz. Ancak yayınlarımızın hiçbiri bu vb. yollar kullanılarak çoğaltılıp yazılı izin almaksızın satılamaz. Allâh ilmine karşılık alınmaz. Prensibimiz maddî ya da manevî karşılıksız paylaşımdır.
www.ahmedhulusi.org web sitesinin hosting hizmeti dataisdata.net tarafından verilmektedir.
Site yöneticisi: Cem ERDEMİRBİLEK
Ulaşmak için: cem@ahmedhulusi.org
www.okyanusum.com   www.allahvesistemi.org
Ahmed Hulûsi'nin eserlerini Kitsan Yayınevi'nden temin edebilirsiniz.
Tel: +90 (212) 513 67 69
online ziyaretçi: 12        ip adresiniz: 38.107.179.217
2012 ® Ahmed Hulûsi Resmi Web Sitesi. Tamamı ücretsiz kitaplar, kitapçıklar, sesli kitaplar, e-book'lar, sesli ve görüntülü sohbetler,
çeviriler, seslendirmeler ve ayrıca sürekli eklenen güncel yazılarla tüm insanlarla karşılıksız paylaşım.