English   |   Deutsch   |   Français   |   Español   |   Pусский   |   Polski   |   Nederlands   |   Shqip   |   Kiswahili   |   Azeri   |   Bosanski
 
İBADET hakkında
"HAC"CA GELİNCE...

"Hac"cın iki hedefi vardır ki, bunlardan birisine ulaşmak zorunludur!..

1- Yaşamının "Arafat"ta bulunduğun o anına kadar ruhuna yüklenmiş tüm günahlarından arınarak, "sıfırlanmak"!..

2- "Maarifi Billah" ile hâllenmek sûretiyle, ALLÂH ismiyle işaret edilenin ilmiyle âlemlerini ve düzenini seyretmek...

HAC konusunda öncelikle şunu belirtelim:

Hac günü belirli bir süre Arafat’ta bulunup geçmiş günahlarına tevbe eden kişi, kul hakkı da dâhil olmak üzere O ANA KADAR Kİ BÜTÜN günahlarından kurtulur!

HAC, İslâm Dini şartları arasında herkese son derece yararlı olan bir çalışmadır! Zira...

Yaşamı boyunca kişinin bilerek veya bilmeyerek yaptığı yanlışlardan dolayı beyninde oluşan ve "günah" adı verilen tüm negatif yük, eksiksiz olarak dalga (wave) bedenine yani ruhuna yüklenmiştir!..

Ruhundaki bu negatif yükün getirdiği ağırlık yüzünden de cehennem denilen ortamda battıkça batacaktır!

İşte başına gelecek olan bu felaketten kişinin kendini tümüyle kurtarabilmesi; ruhuna yüklenen negatif yükün tamamıyla "sıfırlanması-silinmesi" HAC’da mümkün olur!..

O ana kadar ruhuna yüklenmiş olan tüm günah adı verilen negatif yükleri silinir ve "anasından doğduğu günkü kadar günahsız olarak" geri döner!

Ve yine Rasûlullah (aleyhisselâm)’ın açıklamasına göre; "Acaba benim günahlarım af oldu mu?" diye şüpheye düşerse, yeryüzündeki en büyük günahkâr olur.

Kâbe niçin Mekke’dedir?.. Arafat’ta ne sır vardır ki orada toplanılmaktadır?.. Ve bunun benzeri daha nice sualin cevabını tafsilatlı bir şekilde "İNSAN ve SIRLARI" isimli kitabımızda elden geldiğince açıkladığım için burada tekrar aynı konuya girmiyorum. Arzu edenler orada ilgili bölümde bulabilirler...

Ancak kesin olarak şunu vurgulayayım ki...

Hiçbir hayır ve ibadet, Hac’cın insana getirisini kazandıramaz!.. Kim aksini söylüyorsa, o henüz Hac’cın ne olduğunu, değerini idrak etmemiş, hatta fark etmemiştir...

"HAC’ca gidecek kadar imkânı olan, buna rağmen gitmez de o sene içinde ölürse, ister Yahudi olarak ölsün ister Hristiyan!" anlamındaki Rasûlullah uyarısı konunun bütün önemini vurgulamaktadır!

"Hac’ca gidip de elin Arabına para mı kazandıracağım; onun yerine burada bir hayır yaparım" tarzından yaklaşımlar; son derece düşüncesiz ve bilgisiz yaklaşımlardır... Çünkü bu kişilerin HAC’cın ne olduğu hakkında hiçbir bilgisi yoktur!

"Kızımı everirim; torunumu sünnet edeyim; yaşlanıp ticaretten el-etek çekeyim" tarzındaki yaklaşımlar kadar saçması olamaz!..

HAC esasen ilk fırsatta ve olabildiğince gençken yapılmasında fayda ve hatta zaruret olan bir çalışmadır... Nasibinde varsa oradan aldıkların bir ömür boyu sana fayda sağlar!

Gidenlerin görmüş olduğu gibi, dünyanın her yerinden gidenler yarı yarıya gençlerken; sadece Türkiye’den gidenler, neredeyse ayağını zor sürüyenlerdir... Endonezya’dan gelenler arasında evlenmeden önce evleneceği eşi ile Hac vazifesini ifa etmek için gelenlerin haddi hesabı yoktur!

Bir de hanımların şu çok önemli problemi vardır Hac konusunda:

"Hac’ca gidip geldikten sonra başımı örtmem, tam tesettüre girmem gerek; oysa ben bunu yapamam!.. Bu yüzden Hac’ca gidemem!"

ÇOK BÜYÜK BİR YANLIŞ!

Şu anda bir veya birkaç vakit namaz kılıp, sonra da günlük normal kıyafetle dolaşıyor musunuz?.. Evet! Namazda, ibadet sırasında başınızı örtüp, daha sonra da açıyor musunuz?.. Evet!

Öyle ise, Hac’ca da gider, örtünür; farzınızı yerine getirir; döndükten sonra da elinizden ne kadarı geliyorsa, o kadarını yaparsınız!

İslâm Dini’nin en büyük düşmanları, Dinden görünüp, şartları zorlaştırarak, insanları Dinden, Allâh ve Rasûlullah’tan uzaklaştıran; Dinden soğutup, nefret ettirenlerdir!

Biliniz ki...

Hac da en az namaz kadar zorunlu ve yararlı bir çalışmadır! Böylesine önemli bir olaydan "gelince başımı örtemem" gerekçesiyle geri kalmak, aklın alamayacağı kadar büyük bir yanılgı ve kayıptır!

Baş örtmek Kurân’da belirtilen farzlardan biridir!.. Bunu yapmayan; Allâh’ın bu konudaki teklifine uymamaktadır! Kur’ân bu konuda bir ceza bildirmemiştir!..

Başını örten, elbette ki Allâh’ın bu teklifine uymasının karşılığını fazlasıyla alacaktır... Başını örtmeyen ise, Allâh’a karşı sorumlu olur!.. Allâh, bu davranışının karşılığını dilediği gibi verir!..

Ancak, Kurân’da, "Hac’ca giden her hanım dönüşte başını örtecektir; örtmeyenin Hac’cı kabul değildir" gibisinden bir hüküm kesinlikle mevcut değildir!

GIYBET etmemek de kesin hem de çok ağır hükümlerden biridir!.. "Ölü kardeşininin çiğ etini yemektir gıybet" diye tanımlanmıştır Kurân’da! Ben bu suçu işlemekten kendimi alamıyorum; öyle ise örtülü başımı açayım, diyor musunuz?.. Elbette hayır!

Bir emri yerine getirememek, nasıl bir başka yerine getirebildiğin emirden de vazgeçmeyi getirmezse; Hac’ca gitmek imkânın olduğu hâlde, baş örtememek yüzünden Hac’ca gitmemek o derece büyük yanlıştır!

*  *  *

Bu vesileyle şunu bir kere daha vurgulayayım...

İSLÂM DİNİ’NDEKİ TEKLİFLER, "PAKET PROGRAM" DEĞİLDİR! Yani, ya hepsini tam olarak yaparsın, ya da hiçbirini yapma türünden, değildir!..

Senden, istenilenler bellidir!.. Yani yapman ve yapmaman gerekenler...

Sen bunlardan elinden geldiği kadarını yaparsın; yapamadıkların da eksiğindir... Hüküm ALLÂH’a aittir!

"Ben bunlardan falanca ve filanca emirleri yerine getiremiyorum; öyle ise hiçbirini yapmayayım" düşüncesi kesinlikle yanlış ve düşüncesizce kabuldür!

Yap da, ne kadarı elinden geliyorsa, o kadarını yap!

Hac’ca gitme imkânına sahipsen, elinden geliyorsa, hemen git!.. Geldiğinde başını örtemeyeceksen; o da eksiğin kalsın!.. İnşAllâh o da nasip olur!

Özetle diyeyim ki...

Tek başınıza, canlı ve bilinçli bir hâlde ölüm ötesine yapacağınız sonsuz yolculuğu idrak ediyorsanız, imkânlarınız içinde elinize geçen ilk fırsatta Hac’ca gidiniz!.. Aksi hâlde bu konuda öylesine pişmanlık duyacaksınız ki; bunun haddi hesabı yoktur!

Devrinin "İnsan-ı Kâmil"i Abdülkerîm El-Geylânî’nin Hac’cın bâtın mânâlarıyla ilgili bazı değerlendirmelerini size nakletmek istiyorum... Kendisinden büyük feyz aldığım bu son derece değerli Zât’ı böylece saygıyla anıyorum...

Hac niyeti: Allâh talebi yolunda devamdır...

İhram: Yaradılmışları görmeyi terktir!

Başı traş: Beşer içinde önder olma düşüncesinden arınmaktır!

Tırnak kesmeyi terk: Kendinden oluşan fiillerin hakiki fâilinin ALLÂH olduğunu fark etmektir!

 Güzel koku sürmeyi terk: ZÂT hakikatini hissedince, Esmâ özellikleriyle kayıtlanmaktan kurtulmaktır!

Cinsi münasebeti terk: Bedende tasarrufu bırakmaktır.

Sürme çekmeyi terk: KEŞF arzusundan kurtularak ZÂT hüviyetinde yok olmaktır!

Mikat: Kalpten ibarettir...

Kâbe: ZÂT’tan ibarettir!

Haceri Esved: İnsanî lâtifeden ibarettir.

Haceri Esved’in siyah oluşu: Tabiat özelliğinin kalbi renklendirmesi...

Tavaf: Allâh’a yakışır şekilde, insanın hüviyeti, aslı, menşei, müşahede yerinin idrak olunmasıdır.

Tavafın 7 olması: ALLÂH’ın yedi sıfatından ibarettir... Onlar, Hayat, İlim, İrade, Kudret, Semî, Basar, Kelâm...

Tavaftan sonra mutlak namaz: Anlatılan vazifeleri yapan için Ahadiyyet’in zuhûru ile ona ait hükmün yaşamıdır.

Bu namazın İbrahim makamında kılınması: Hullet makamına işarettir.

Zemzem: Hakikat ilimlerine işaret eder...

Zemzemi içmek: Hakikat ilimlerinde dallanmaktır.

Safa: Halka nisbet edilen sıfatlardan soyunmaktır.

Merve: İlâhî isim ve sıfat kadehlerinden doya doya içmektir.

Traş: İlâhî riyasetle tahakkuka işarettir.

Bıyıkları kısaltmak: Kurbet ehlinin makamı olan tahakkuk derecesinden inmektir.

İhramdan çıkış: Halka açılmak; sıddık derecesinde halk arasına inmektir...

Arafat: Maarifi Billah makamıdır... Arafat’ta iki bayrak dikilmesi, Celâl ve Cemâl sıfatlarına işarettir; ki Allâh’a marifet yolu onlara göredir.

Müzdelife: Makamın şuyuu ve yükselmesinden ibarettir.

Meş’ari haram: Şerr’i emirlerde durup, Allâh’ın haramlarına saygıdan ibarettir.

Mina: Kudret makamı; ehli zevat için murada nail olmaktır.

Üç şeytanı taşlamak: Benlik, tabiat ve âdettir.

Yedi taş atmak: Yedi ilâhî sıfatla bunu başarmaktır.

İfaza tavafı: Allâh feyzinin devamında sürekli terakki etmektir.

Veda tavafı: Allâh sırrını hak edene emanettir.

*  *  *

Eğer, bâtın yani iç, sır mânâsından biraz daha söz etmek gerekirse Hac’cın...

Hac’cın bâtın niyeti ALLÂH’a ulaşmaktır!

İhram giymek, ALLÂHa ulaşmak üzere tümüyle dünyadan arınmak için sanki ölen biriymişçesine kefen giymektir!

Hac öncesindeki yedi tavaf, yedi nefs mertebesinde urûc yaparak Allâh Zât’ının zuhur mahâlli olan Kâbe’nin hakikatiyle özdeşleşmeye gayrettir!

Arafat, mukaddes vadi’dir...

Arafat’ta tüm beşerî kavramlardan arınılır!

Bu arınış sonrasında üç şeytanla birlikte benlik, tabiat ve âdetler taşlanılarak bunlara geri dönmemek üzere uzaklaşılır!

Buradan Kâbe‘ye gelip yapılan tavaf ve namaz, yedi sıfatta yapılacak seyr ile Zât’a ulaşmaktır... Tavaftan sonra kılınan namaz, bunu nasip edenin huzurunda beşeriyetinin hiçliğini itiraf ve şükürdür...

Veda tavafıyla birlikte geldiğin yere dönmek, "BakâBillah" içinde "seyri anillah"tır! Hizmet için halkın arasına geri dönmektir!

Biz, Hac’da Kâbe’nin kişiliği, ruhaniyetiyle görüşenleri, sohbet edenleri biliriz!

Hac’da daha öylesine sırlar vardır ki, bunları yazmak şimdilik mümkün değildir!

Şu kadarını iyi bilelim ki, HAC aklınızın alamayacağı kadar muazzam ve çok yönlü bir çalışmadır...

Bundan, yanlış şartlanmalar yüzünden geri kalmak, bir kişi için hayatının en büyük kayıplarının arasında olacaktır!

AHMED HULÛSİ
1993
AKIL VE İMAN
İndirmek için tıklayınız
HACCA GELİNCE - EBOOK   HACCA GELİNCE - PDF
Yazdırmak için tıklayınız
AHMED HULÛSİ'NİN RESMİ WEB SİTESİ SADECE www.ahmedhulusi.org ADRESİDİR. FACEBOOK VE BENZERİ SOSYAL İLETİŞİM SİTELERİ VEYA HERHANGİ BİR İNTERNET SİTESİNDE, RESMİ WEB SİTEMİZ www.ahmedhulusi.org ADRESİNDEN ORİJİNALİNE SADIK KALINARAK YAPILMIŞ ALINTILARIN DIŞINDAKİ, AHMED HULÛSİ ADI ALTINDA YAZILAN, KONUŞULAN, SÖYLENENLERİN HİÇBİRİ AHMED HULÛSİ'YE AİT DEĞİLDİR. GEREĞİNCE DUYURULUR.
TELİF HAKLARI
® Eserlerimizin hiçbirinde telif hakından kaynaklanan herhangi bir tür bedel talebi yoktur. Sitemizdeki tüm bilgiler, Hz. MUHAMMED (aleyhisselâm)'ın bildirip açıkladığı "ALLÂH" ismiyle işaret edilenin hakikatinin ne olduğunun öğrenilmesi ve "DİN" denilen yaşam sisteminin bu vizyonla değerlendirilebilmesi için, tüm insanlarla karşılıksız paylaşılmak üzere hazırlanmıştır. Tüm yayınlarımızı ücretsiz okur; dinler, bilgisayarınıza indirebilir, çoğaltabilir; YAZAR ve KAYNAK ADRESİ BELİRTMEK ŞARTIYLA bireysel veya toplumsal iletişim araçlarıyla, internet üzerinden veya her yoldan çevrenizle paylaşabilirsiniz. Ancak yayınlarımızın hiçbiri bu vb. yollar kullanılarak çoğaltılıp yazılı izin almaksızın satılamaz. Allâh ilmine karşılık alınmaz. Prensibimiz maddî ya da manevî karşılıksız paylaşımdır.
www.ahmedhulusi.org web sitesinin hosting hizmeti dataisdata.net tarafından verilmektedir.
Site yöneticisi: Cem ERDEMİRBİLEK
Ulaşmak için: cem@ahmedhulusi.org
www.okyanusum.com   www.allahvesistemi.org
Ahmed Hulûsi'nin eserlerini Kitsan Yayınevi'nden temin edebilirsiniz.
Tel: +90 (212) 513 67 69
online ziyaretçi: 9        ip adresiniz: 38.107.179.217
2012 ® Ahmed Hulûsi Resmi Web Sitesi. Tamamı ücretsiz kitaplar, kitapçıklar, sesli kitaplar, e-book'lar, sesli ve görüntülü sohbetler,
çeviriler, seslendirmeler ve ayrıca sürekli eklenen güncel yazılarla tüm insanlarla karşılıksız paylaşım.