
"Euzü Billahi mineş şeytanir racim"
1-) Ha (hayat), Miiim (ilim - Hakikat-i Muhammedî);
2-) Kitab-ı Mubiyn (apaçık Sünnetullâh ve hakikati Bilgisi).
3-) Biz Onu mübarek bir gecede ("yok"luk hâlinin yaşandığı anda) inzâl ettik! Uyaranlar biziz!
4-) Bütün işlerin hikmeti onda (o "yok"luk hâli içinde) fark edilir;
5-) İndîmizden hüküm ile! (Rasûlleri) irsâl edenler biziz!
6-) (İrsâl olanın) Rabbinden Rahmet olarak! Muhakkak ki O, "HÛ"; Semi'dir, Aliym'dir.
7-) Semâların, arzın ve ikisi arasındakilerin Rabbidir... Yakîne erenlerdenseniz!
8-) Tanrı yok; sadece "HÛ"; diriltir ve öldürür! Rabbinizdir ve atalarınızın da rabbidir!
9-) Hayır, onlar kuşkulu yaşam içinde, (dünya hayatıyla) eğlenip duruyorlar.
10-) Semânın apaçık bir duhân (duman) olarak geleceği (insanî hakikatin fark edileceği) süreci gözetle!
11-) İnsanları kaplar! Bu feci bir azaptır (hakikatin fark edilip gereğinin uygulanmamış olması yüzünden)!
12-) "Rabbimiz! Azap veren hâlden bizi çıkar; doğrusu biz iman edenleriz (artık)!"
13-) Onlar nerede bu durumda, düşünüp ders almak nerede? Hâlbuki onlara apaçık bir Rasûl de gelmişti...
14-) Sonra Ondan yüz çevirdiler ve: "Öğretilmiş bir cinnîdir" dediler.
15-) Muhakkak ki biz o azabı birazcık açıp kaldırırız... (Ne var ki) siz eski hâlinize geri dönersiniz.
16-) O süreçte (semânın apaçık bir duman olarak geldiğinde) en büyük yakalayışla yakalarız... Muhakkak ki biz yapılan suçların sonuçlarını yaşatanız!
17-) Andolsun ki onlardan önce Firavun kavmini de güç işlerle denedik... Onlara kerîm bir Rasûl gelmişti.
18-) "Allâh'ın kullarını bana teslim edin... Muhakkak ki ben güvenilir Rasûlüm..." (dedi).
19-) "Allâh'a karşı üstünlük taslamayın (Rasûle isyan etmeyin)... Size apaçık karşı konulamaz delil ortaya koydum."
20-) "Beni taşlayarak öldürme arzunuzdan Rabbim (Hakikatim olan Esmâ kuvvesine) ve sizin de Rabbiniz olana (hakikatinize) sığındım."
21-) "Bana iman etmediyseniz, hiç olmazsa benden uzaklaşın!"
22-) (Musa da) Rabbine yöneldi: "Bunlar suçlu (şirk koşan) bir toplum!"
23-) (Rabbi dedi ki): "Kullarımı gece oradan yürüt (uzaklaştır)... Muhakkak ki siz izleneceksiniz."
24-) "Denizi açık olduğu hâlde bırak... Muhakkak ki onlar boğulmuş bir ordudur."
25-) Nice cennet (bahçe) ve gözelerini terk ettiler.
26-) Nice ekinler ve güzel mekânlarını da...
27-) Keyif aldıkları nice nimeti de!
28-) İşte böyle... Onları başka bir topluma miras kıldık.
29-) Onlara (bedensellikte boğulanlara) semâ ve arz ağlamadı ve onlar nazar edilenlerden olmadılar.
30-) Andolsun ki İsrailoğullarını o aşağılayıcı azaptan kurtardık...
31-) Firavun'dan (benliğin sembolü)! Muhakkak ki O, üstünlük taslayan, israf edenlerden (hakikatindeki kuvveleri boşa harcayan) idi.
32-) Andolsun ki onları (İsrailoğullarını), bir İLİM ile âlemlere (insanlar) üstün seçtik!
33-) Onlara içinde apaçık bir imtihan olan işaretlerden verdik.
34-) Muhakkak ki bunlar şöyle derler:
35-) "O ilk ölümümüzden ilerisi yok; biz ölüm sonrasında diriltilecek değiliz!"
36-) "Eğer sözünüz doğruysa haydi atalarımızı getirin!"
37-) Onlar mı daha hayırlı yoksa Tubba' (Yemen hükümdarına verilen ad) halkı ve onlardan (Tubba' halkından) öncekiler mi? Onları helâk ettik! Muhakkak ki onlar suçlular (şirk ehli) idiler.
38-) Semâları, arzı ve ikisi arasında olanları oyun olsun diye halk etmedik...
39-) Biz onları yalnızca Hak (Esmâ özelliklerimizin açığa çıkışı) olarak yarattık! Ne var ki onların çoğunluğu (bu hakikati) bilmezler.
40-) Belirlenmiş ayırt etme sürecinde onların hepsi bir araya gelecektir.
41-) Dostun dostundan bir şey uzaklaştıramadığı süreçtir o! Onlara yardım da olunmaz...
42-) Allâh'ın rahmet ettikleri müstesna... Muhakkak ki O, "HÛ"; Aziyz'dir, Rahıym'dir.
43-) Gerçek ki zakkum ağacı,
44-) Esîm'in (Hakikatini inkâr edenin) yiyeceğidir!
45-) Erimiş maden gibidir; karınlarda kaynar.
46-) Kaynar suyun kaynaması gibi.
47-) "Tutun onu da yakan ateşin ortasına sürüyerek götürün..."
48-) "Sonra da, o kaynar suyun azabını onun başından aşağı dökün!"
49-) "Tat! Sen (güya) Aziyz'din, Keriym'din!"
50-) "İşte bu, şüpheyle karşıladığınız (iman etmediğiniz) şeydir!"
51-) Muhakkak ki korunmuş olanlar, güvenliktedirler.
52-) Cennetlerde ve gözelerdedirler!
53-) Karşılıklı olarak ince ipekten ve parlak atlastan giyerler.
54-) İşte böyle... Onları (Esmâ kuvvesi olarak açığa çıkan şuur varlık insanı) Hur-i Iyn olanlar (üstün ve net görüş {FUAD} özelliklerine sahip bedenler) ile eşleştirdik!
55-) Onda, güvenli ortamdakiler olarak her çeşit meyveyi (marifetlerini açığa çıkarmayı) isterler.
56-) Onda, ilk ölümden başka ölüm tatmazlar (ölümsüzdürler)! Onları yanma azabından korumuştur.
57-) Rabbinden bir lütuf olarak! İşte bu, aziym kurtuluşun ta kendisidir!
58-) Biz Onu lisanın olarak kolaylaştırdık, umulur ki üzerinde düşünürler diye.
59-) Seyret bekle! Muhakkak ki onlar da beklemektedirler.