English   |   Deutsch   |   Français   |   Español   |   Pусский   |   Polski   |   Nederlands   |   Shqip   |   Kiswahili   |   Azeri   |   Bosanski
ALLÂH İLMİNDEN YANSIMALARLA
KUR'ÂN-I KERÎM ÇÖZÜMÜ
Dinlemek için
Okumak için
Kurân'ı Anlamak İçin Ön Bilgi Kur'ân-ı Kerîm Çözümü ile İlgili Önemli Açıklama Kur'ân-ı Kerîm'in Çözümü Zorunlu Bir Uyarı Allâh Esmâ'sındaki Muhteşem ve Mükemmel Özellikler (Esmâ ül Hüsnâ) Türkçe-Arapça seçenekli Sûreler 1 - FÂTİHA 2 - BAKARA 3 - ÂL-U İMRAN 4 - NİSÂ' 5 - MÂİDE 6 - EN'AM 7 - A'RAF 8 - ENFÂL 9 - TEVBE 10 - YÛNUS 11 - HÛD 12 - YÛSUF 13 - RA'D 14 - İBRAHİYM 15 - HİCR 16 - NAHL 17 - İSRA' 18 - KEHF 19 - MERYEM 20 - TÂHÂ 21 - ENBİYÂ' 22 - HAC 23 - MU'MİNÛN 24 - NÛR 25 - FURKAN 26 - ŞU'ARÂ' 27 - NEML 28 - KASAS 29 - ANKEBÛT 30 - RÛM 31 - LUKMÂN 32 - SECDE 33 - AHZÂB 34 - SEBE' 35 - FÂTIR 36 - YÂSİYN 37 - SÂFFÂT 38 - SÂD 39 - ZÜMER 40 - MU'MİN 41 - FUSSİLET 42 - ŞÛRÂ 43 - ZUHRUF 44 - DUHÂN 45 - CÂSİYE 46 - AHKAF 47 - MUHAMMED 48 - FETH 49 - HUCURAT 50 - KAF 51 - ZÂRİYAT 52 - TÛR 53 - NECM 54 - KAMER 55 - RAHMÂN 56 - VÂKI'A 57 - HADİYD 58 - MÜCÂDELE 59 - HAŞR 60 - MÜMTEHİNE 61 - SAFF 62 - CUMU'A 63 - MÜNAFİKUN 64 - TEĞÂBUN 65 - TALÂK 66 - TAHRİYM' 67 - MÜLK 68 - KALEM 69 - HAKKA 70 - ME'ARİC 71 - NÛH 72 - CİNN 73 - MÜZEMMİL 74 - MÜDDESSİR 75 - KIYAMET 76 - İNSAN 77 - MÜRSELÂT 78 - NEBE' 79 - NÂZİ'AT 80 - 'ABESE 81 - TEKVİYR 82 - İNFİTÂR 83 - MUTAFFİFİYN 84 - İNŞİKAK 85 - BURÛC 86 - TÂRIK 87 - A'LÂ 88 - ĞÂŞİYE 89 - FECR 90 - BELED 91 - ŞEMS 92 - LEYL 93 - DUHA 94 - İNŞİRAH 95 - TİYN 96 - 'ALAK 97 - KADR 98 - BEYYİNE 99 - ZİLZÂL 100 - 'ADİYAT 101 - KARİ'A 102 - TEKÂSÜR 103 - 'ASR 104 - HÜMEZE 105 - FİYL 106 - KUREYŞ 107 - MÂÛN 108 - KEVSER 109 - KÂFİRÛN 110 - NASR 111 - TEBBET 112 - İHLÂS 113 - FELAK 114 - NÂS
 

Yalnızca Türkçe Metin

Arapça Okunuşlu Türkçe Metin

İndirmek için tıklayınız
ANKEBÛT SÛRESİ - SES   ANKEBÛT SÛRESİ - VİDEO   ANKEBÛT SÛRESİ - E-BOOK   ANKEBÛT SÛRESİ - PDF
Yazdırmak için tıklayınız
YAZDIRMAK İÇİN TIKLAYINIZ
29 - ANKEBÛT SÛRESİ

"Euzü Billahi mineş şeytanir racim"

BismillahirRahmanirRahıym

 

1-) Elif, Lâm, Mim! (İlmini ilminde ilmiyle!)

2-) İnsanlar denenip (kendilerince) ne olduklarının sonucu görülmeden "İman ettik" lafıyla kurtulacaklarını mı sandılar!

3-) Andolsun ki onlardan öncekileri de sınav objeleriyle denemişizdir... Allâh (dışarıdan bir tanrı gibi değil - hakikatleri olarak) elbette (sözlerinde) sadıkları açığa çıkarıp bilecek ve elbette yalancıları da açığa çıkarıp bilecek.

4-) Yoksa o kötülükleri yapanlar bizi geçip gideceklerini mi sandılar... Ne kötü hüküm veriyorlar!

5-) Kim Allâh'ın likâsını (ismi Allâh olanın, şuurunda Esmâ'sıyla açığa çıkışını fıtratınca yaşamayı) umuyorsa, (bilsin ki) muhakkak ki Allâh'ın takdiri olan bedenli yaşam sürecinin sonu elbette gelir! "HÛ"; Es Semi'dir, El Aliym'dir. (Âyet sonundaki bu tanımlama daima "HÛ" denerek Allâh adıyla işaret edilenin tenzih yönüne; Esmâ adıyla da teşbih yönüne işaret ederek OKUyanda tevhid bakışını oluşturmak amacını gütmektedir Allâhu âlem. A.H.)

6-) Kim (bu imanı, hakikati yaşamak için) hırs - azim ile çalışırsa, yalnızca kendi benliği için bu savaşı vermiş olur (Cihadı Ekber - büyük savaş)! Muhakkak ki Allâh, âlemlerden (Esmâ bileşimi birimselliklerden) elbette Ğaniyy'dir ("HÛ"viyeti {ZÂT'ı} itibarıyla, Esmâ'sında açığa çıkanlarla kayıtlanmaktan veya onlarla sınırlı tanımlanmaktan münezzehtir)!

7-) İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onların kötülüklerini (nefsanî özelliklerini) kendilerinden elbette sileriz ve elbette yaptıklarının en güzeli ile kendilerini cezalandırırız!

8-) Biz insana ana-babasına güzel davranmasını vasiyet ettik... Eğer ilmine ters düşen bir şeyi bana ortak koşman için seninle tartışıp seni zorlarlarsa, o ikisine itaat etme! Dönüşünüz banadır... Yaptıklarınızın (anlamının) haberini vereceğim.

9-) İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onları elbette sâlihlere dâhil edeceğiz.

10-) İnsanlardan kimisi de vardır ki: "Amenna billâh = iman ettik Esmâ'sıyla hakikatimiz olan Allâh'a" dediği hâlde; Allâh uğruna eziyete uğradığında, insanların fitnesini Allâh'ın azabı gibi kabul etti. Andolsun ki Rabbinden bir zafer gelirse, elbette şöyle diyecekler: "Gerçekten biz sizinle beraberdik." Allâh, âlemlerin sadırlarında (insanların beyinlerinde) olan şeyi (Esmâ'sından yaratanı olarak) daha iyi bilen değil midir?

11-) Allâh, elbette iman edenleri bilecektir; elbette münafıkları da (zekâlarını, Hak olan doğrultusunda değil, çıkarları doğrultusunda kullanan ikiyüzlüleri) bilecektir.

12-) Hakikat bilgisini inkâr edenler, iman edenlere dedi ki: "Bizim anlayışımıza uyun, sizin suçlarınızı (günahlarınızı) biz yüklenelim!" İnkârcılar, onların suçlarının veballerinden hiçbir şey yüklenmezler... Muhakkak ki onlar yalancılardır.

13-) Andolsun ki onlar hem kendi veballerini, hem de kendi yükleriyle beraber (başka) veballer de yüklenip taşıyacaklar... Uydurdukları fikirlerden kıyamet sürecinde mutlaka sorumlu tutulacaklardır.

14-) Andolsun ki Nuh'u kendi toplumuna irsâl ettik de onların içinde elli yıl hariç bin sene kaldı! Zulümleri üzereyken tufan onları yakaladı.

15-) Onu ve gemi halkını kurtardık ve onu insanlar için bir ibret kıldık.

16-) İbrahim... Hani (İbrahim) toplumuna dedi ki: "Allâh'a kulluk edin ve O'ndan korunun! Anlayabilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır."

17-) "Allâh dûnunda putlara tapıyorsunuz; uyduruyorsunuz! Allâh dûnunda tapındıklarınız var ya, size bir yaşam gıdası veremezler! Yaşam gıdanızı (hakikatiniz olan) Allâh indînden isteyin... O'na ibadet edin ve O'na şükredin... O'na döndürülmektesiniz."

18-) "Eğer yalanlarsanız, (bilin ki) sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı... Rasûle düşen apaçık bir tebliğden başka değil."

19-) Görmediler mi Allâh, yaratılmışları nasıl yaratıyorsa, sonra da onu (aslına veya ikinci defa yeni bir yaratışa) iade ediyor... Muhakkak ki bu Allâh'a kolaydır.

20-) De ki: "Arzda (bedende) inceleme yapıp, yaratmaya nasıl başladığına bir bakın... Bundan sonra Allâh, neş'e-i âhireti (gelecek yaşam bedeninizi) inşa eder... Muhakkak ki Allâh her şey üzerine Kaadir'dir."

21-) "Dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder... O'na dönüştürüleceksiniz (Hakikatinizin El Esmâ ül Hüsnâ olduğunu fark edeceksiniz)!"

22-) "Siz, ne arzda ve ne semâda güçsüz bırakamazsınız! Sizin Allâh'tan başka ne bir Veliyy'niz ve ne de bir yardımcınız yoktur."

23-) Allâh'ın varlıklarındaki işaretlerini ve O'na kavuşmayı inkâr edenler var ya, işte onlar Rahmetimden ümidi kesmişlerdir; işte onlar için feci bir azap vardır!

24-) (İbrahim'in) toplumunun cevabı şu oldu: "Onu öldürün yahut Onu yakın!" (Fakat) Allâh, Onu ateşten kurtardı... Muhakkak ki bu olayda, iman eden toplum için elbette işaretler vardır.

25-) (İbrahim) dedi ki: "Siz dünya hayatında (atalarınızla) aranızdaki duygu bağı yüzünden Allâh dûnunda putlar edindiniz. Bu yüzden kıyamet sürecinde kiminiz kiminizi inkâr edecek ve bir diğerine lânet edecektir! Mekânınız ateştir ve yardımcınız da yoktur."

26-) Bundan sonra İbrahim'e (kardeşinin oğlu) Lût iman etti ve: "Doğrusu ben Rabbime hicret edeceğim!" dedi... Muhakkak ki O, "HÛ"; Aziyz'dir, Hakiym'dir.

27-) Ona (İbrahim'e) İshak'ı ve Yakup'u hibe ettik... Onun zürriyyeti içinde nübüvvet ve BİLGİ oluşturduk... Mükâfatını Ona dünyada verdik... Muhakkak ki O, sonsuz gelecekte de sâlihlerdendir.

28-) Lût... Hani toplumuna dedi ki: "Şüphesiz ki daha önceden hiç kimsenin yapmadığı çirkin bir işi yapıyorsunuz!"

29-) "Muhakkak ki siz erkeklerle yatıp, (doğal üreme) yolu kesiyorsunuz; toplum içinde bunu yapıyorsunuz." (Lût'un) toplumunun cevabı şu oldu: "Eğer sözünde sadıksan, Allâh azabını getir bize!"

30-) (Lût) dedi ki: "Rabbim, bozguncular topluluğuna karşı bana yardım et!"

31-) Rasûllerimiz, İbrahim'e müjde olarak geldiklerinde dediler ki: "Doğrusu biz şu bölge halkını helâk edeceğiz... Muhakkak ki oranın halkı nefslerine zulmedenler oldular."

32-) (İbrahim) dedi ki: "Muhakkak ki orada Lût var?" Dediler ki: "Orada kim olduğunu biliriz... Mutlaka Onu ve Onun ailesini kurtaracağız... Karısı hariç; o geride kalanlardan oldu."

33-) Rasûllerimiz Lût'a geldiklerinde onlar yüzünden fena oldu; onlardan dolayı (olacaklardan dolayı) içi daraldı... (Rasûllerimiz de) dediler ki: "Korkma, mahzun olma! Doğrusu biz seni ve senin aileni kurtaracağız... Karın müstesna; o geride kalanlardan oldu."

34-) "Muhakkak ki biz şu bölge halkına, bozuk inançları dolayısıyla semâdan bir azap inzâl edeceğiz."

35-) Andolsun ki ondan (o bölgeden), aklını değerlendiren bir topluluk için apaçık bir ibret nişanesi bıraktık.

36-) Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı... Dedi ki: "Ey yurttaşlarım... Allâh'a ibadet edin, sonsuz geleceğe iman edin ve bozguncular olarak yeryüzünde taşkınlık yapmayın."

37-) Onu (Şuayb'ı) yalanladılar... Bu yüzden onları o şiddetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökmüş hâlde kaldılar.

38-) Ad ve Semud'a (da böyle yaptık)... Onların meskenlerinden durumlarını anlamışsınızdır... Şeytan kendilerine yaptıklarını süsledi de onları (Hak) yoldan engelledi... Gerçeği anlayacak hâlde olmalarına rağmen!

39-) Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı (da böyle yaptık)... Andolsun ki Musa onlara apaçık deliller olarak geldi de; dünyada benlik - büyüklük tasladılar... Oysa (gücümüzün) önüne geçemezlerdi!

40-) Her birini kendi suçunun sonucuyla yakaladık... Onlardan kiminin üzerine hortum irsâl ettik! Onlardan kimini o korkunç dalgalı ses yakaladı! Onlardan kimini yerin dibine geçirdik... Onlardan kimini de suda boğduk... Allâh onlara zulmetmiyordu; fakat onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.

41-) Allâh dûnunda (tanrı kabul ederek birbirini) velîler edinenlerin meseli, bir ev edinen dişi örümceğin meseli gibidir... Muhakkak ki evlerin en zayıfı elbette dişi örümceğin ağıdır! Eğer bilselerdi.

42-) Muhakkak ki Allâh, O'nun dûnunda yöneldiğiniz şeyleri bilir... "HÛ"; Aziyz'dir, Hakiym'dir.

43-) İşte misaller, insanlara vurguluyoruz! (Fakat) onları âlimlerden başkası aklıyla değerlendirmez!

44-) Allâh, semâları ve arzı Hak olarak (Esmâ'sının işaret ettiği özelliklerle) yarattı! Muhakkak ki bunda iman edenlere elbette bir işaret vardır.

45-) Sana vahyolunan BİLGİ'yi (Kitap) oku, bildir; salâtı ikame et... Kesinlikle salât fahşadan (kendini beden kabulünün getirisi olan aşırı davranışlardan) ve münkerden (Sünnetullâh'a ters düşüren şeylerden) uzaklaştırır... Elbette ki Allâh zikri (hatırlanışı) Ekber'dir (Ekberiyeti hissettirir)! Allâh ne hâlde olduğunuzu bilir.

46-) Aralarındaki zulmedenler müstesna! Geçmişte kendilerine BİLGİ verilmiş olanlarla, en güzeli neyse o şekilde mücadele edin ve şöyle deyin: "Bize inzâl olunana da size inzâl olunana da iman ettik... İlâhımız ve ilâhınız aynı TEK'tir! Biz O'na teslim olmuşlarız."

47-) Böylece sana Kitabı (Hakikat ve Sünnetullâh bilgisini) inzâl ettik... Kendilerine Kitap verdiklerimiz (hakikatleri olarak) O'na iman ederler... İşte bunlardan, O'na (hakikatlerine) iman eden kimse de vardır... İşaretlerimizi sadece hakikat bilgisini inkâr edenler (kilitlenmişler) bile bile inkâr eder.

48-) Sen O'ndan (inzâl ettiğimiz BİLGİden) önce (Tevrat, İncil gibisinden) bir kitap okumuyor ve onu sağ elinle de yazmıyordun... (Demek ki genel anlamda okur - yazar olabilir... Furkan: 5) (Eğer okuyup yazıyor olsaydın) o takdirde dediklerini çürütmek isteyenler elbette şüphe ederdi.

49-) Bilakis O (Kur'ân), kendilerine ilim verilmiş olanların derûnlarında apaçık işaretlerdir... (Hakikatlerinde mevcut) işaretlerimizi ancak nefsine zulmedenler inkâr eder.

50-) Dediler ki: "O'na Rabbinden mucizeler inzâl edilmeliydi!"... De ki: "Mucizeler sadece Allâh indîndendir... Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."

51-) Kendilerine bildirilen O BİLGİ'yi sana inzâl etmiş olmamız, onlara yeterli gelmedi mi? Muhakkak ki bunda iman eden topluma elbette bir rahmet ve öğüt vardır.

52-) De ki: "Benimle aranızda şahitlik itibarıyla Esmâ'sıyla hakikatim olan Allâh yeterlidir! Semâlarda ve arzda olanı bilir! Bâtıla inanıp (kendilerini toprak olacak beden kabul edip); Esmâ'sıyla nefslerinin hakikati olan Allâh'ı inkâr edenlere gelince, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir!"

53-) Eğer takdir edilmiş bir ömürleri olmasaydı, onlara azap elbette gelirdi! Onlar farkında değilken, kendilerine aniden, mutlaka gelecektir.

54-) Azaplarını (ölümü) senden acele istiyorlar... Muhakkak ki Cehennem (el an) hakikat bilgisini inkâr edenleri ihâta etmiştir!

55-) O süreçte, azap onların üstlerinden (bilinçlerini) ve ayaklarının altından (bedenlerini) bürür ve: "Yaptıklarınızın getirisini tadın!" der.

56-) Ey iman eden kullarım! Muhakkak ki Benim Arz'ım geniştir! (Beyin kapasitesi geniştir! Burada şunu fark etmek gerekir. Gerek beden ve gerekse beyin madde ve toprak asıllı yapısı ve katmanı itibarıyla "arz" kelimesiyle işaretlenirken; beyin faaliyetinin, nöronik hareketlerinin daha da deriniyle data açığa çıkışının anlatımı da "semâ" kelimesiyle tanımlanmıştır. "Semâlar" denilmesinin sebebi ise açığa çıkan data, bilgi - ilim kapsamı mertebeleridir kanaatimizce. Dolayısıyladır ki burada "arzım geniştir" işaretiyle beyin kapasitesinin olabildiğince yüksek düzeyde kullanılarak ilim elde edilmesi önerilmektedir. Zira ana konu toprakta yok olacak kapasiteler, nesneler değil ölümsüz yaşam itibarıyla gerekli kazanımlardır.) Yalnız bana kulluk edin!

57-) Her nefs, ölümü tadacaktır! Sonra bize döndürüleceksiniz!

58-) (Hakikatlerine) iman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, kesinlikle onlara cennetten, altlarından nehirler akan yüksek odalar hazırlayacağız... Onlarda sonsuza dek yaşarlar... Çalışanların karşılığı ne güzeldir!

59-) Onlar ki sabrediyorlar ve Rablerine tevekkül ediyorlar (nefslerinin hakikatindeki El Vekiyl isminin özelliğine iman edip işlevine güveniyorlar)!

60-) Nice canlı var ki, yaşam gıdasını yüklenip taşımıyor... Onların da sizin de yaşam gıdanızı Allâh veriyor... "HÛ"; Semi'dir, Aliym'dir.

61-) Yemin olsun ki eğer onlara: "Semâları ve arzı kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı kim işlevlendirdi?" diye sorsan, elbette: "Allâh" diyecekler... Nasıl (bu gerçeği göz ardı edip şirke) dönüyorlar peki?

62-) Allâh, kullarından dilediğine yaşam gıdasını arttırır ve (dilediğine de) kısar! Muhakkak ki Allâh Bi-küllî şey'in (hakikatinde olarak) Aliym'dir.

63-) Yemin olsun ki eğer onlara: "Semâdan suyu tenzîl edip de (şuurunda hakikat ilmi açığa çıkarıp), ölümünden sonra (hakikat şuurundan mahrum ölü gibi yaşarken) onunla arzı (bedeni) kim diriltti?" diye sorsan, elbette: "Allâh" diyecekler... De ki: "El Hamdu lillâh = Hamd, Allâh'a aittir!" Hayır, onların çoğu aklını kullanıp bunları değerlendirmezler!

64-) Şu dünya hayatı (en sefil yaşam - esfeli sâfîliyn) bir eğlence (kendini avutarak keyifle oyalanma) ve bir oyundan (kurallarına göre oynanan senaryo) başka bir şey değildir! Sonsuz gelecek vatana gelince; işte asıl bilinçlilik - yaşam yurdu odur. Kavrayabilselerdi!

65-) Gemiye bindikleri vakit, inançlarını sırf O'na yönlendirerek Allâh'a dua ederler... Onları karaya (çıkarıp) kurtarınca, bir de bakarsın onlar şirk koşuyorlar!

66-) Kendilerine verdiklerimize (hakikatlerindeki kuvvelere) nankörlük yapsınlar ve (geçici şeylerden) faydalansınlar diye (şirke dönerler)! Yakında anlayacaklar!

67-) Görmediler mi ki, onların çevresinden insanlar çekilip alınırlarken güvenli bir Harem kıldık... Bâtıla (kendilerinin bedenden ibaret olup, vefat ederek yok olacaklarına) iman edip, Allâh nimetini (nefslerindeki El Esmâ kuvvelerini) inkâr ederek nankörlük yapmıyorlar mı?

68-) Allâh üzerine yalan uydurandan yahut kendisine Hak olarak (Rasûl) geldiğinde bunu yalanlayandan daha zâlim kimdir? Hakikat bilgisini inkâr edenlerin yaşam ortamı, cehennemde değil midir?

69-) Biz'e (ermek için nefsine karşı) savaş verenlere gelince, elbette onları yollarımıza ulaştıracağız... Kesinlikle Allâh, yakîn ehliyle (ihsan sahibi {Allâh'a görüyormuşçasına yönelen}) elbette beraberdir! (Mâiyet sırrı.)

AHMED HULÛSİ'NİN RESMİ WEB SİTESİ SADECE www.ahmedhulusi.org ADRESİDİR. FACEBOOK VE BENZERİ SOSYAL İLETİŞİM SİTELERİ VEYA HERHANGİ BİR İNTERNET SİTESİNDE, RESMİ WEB SİTEMİZ www.ahmedhulusi.org ADRESİNDEN ORİJİNALİNE SADIK KALINARAK YAPILMIŞ ALINTILARIN DIŞINDAKİ, AHMED HULÛSİ ADI ALTINDA YAZILAN, KONUŞULAN, SÖYLENENLERİN HİÇBİRİ AHMED HULÛSİ'YE AİT DEĞİLDİR. GEREĞİNCE DUYURULUR.
KUR'ÂN-I KERÎM ÇÖZÜMÜ İLE İLGİLİ TELİF HAKLARI
® "Allâh İlminden Yansımalarla KUR'ÂN-I KERÎM ÇÖZÜMÜ" isimli kitabımız telif hakları yasası kapsamındadır. Bu nedenle YALNIZCA hayır amacıyla; PARASIZ, KARŞILIKSIZ hediye olarak dağıtmak isteyenlere ORİJİNALİNE TÜMÜYLE SADIK KALMAK VE KAYNAK BELİRTMEK ŞARTIYLA baskı, çoğaltma, yayınlama ve tercüme etme izni verilir. Ancak, hazırlayanın, bu çalışmanın ebeden parayla satılmasına izin ve rızası yoktur. Ahmed Hulûsi'nin görüşüne göre KUR'ÂN-I KERÎM ve çevirileri üzerine yapılan çalışmaların maddi çıkarlar için kullanılması büyük vebal getirir! Diğer bütün eserlerimiz ise web sitemiz üzerinden ücretsiz olarak okunabilir, dinlenilebilir, bilgisayara indirilebilir, çoğaltılabilir; YAZAR ve KAYNAK ADRESİ BELİRTMEK ŞARTIYLA bireysel veya toplumsal iletişim araçlarıyla paylaşılabilirler. ALLÂH ilminin karşılığı alınmaz.
www.ahmedhulusi.org web sitesinin hosting hizmeti dataisdata.net tarafından verilmektedir.
Site yöneticisi: Cem ERDEMİRBİLEK
Ulaşmak için: cem@ahmedhulusi.org
Ahmed Hulûsi'nin eserlerini Kitsan Yayınevi'nden temin edebilirsiniz.
Tel: +90 (212) 513 67 69
online ziyaretçi: 22        ip adresiniz: 38.107.179.218
2012 ® Ahmed Hulûsi Resmi Web Sitesi. Tamamı ücretsiz kitaplar, kitapçıklar, sesli kitaplar, e-book'lar, sesli ve görüntülü sohbetler,
çeviriler, seslendirmeler ve ayrıca sürekli eklenen güncel yazılarla tüm insanlarla karşılıksız paylaşım.