
"Euzü Billahi mineş şeytanir racim"
1-) Ta, Siin, Miim.
2-) Bunlar apaçık ortada olan BİLGİnin (Sünnetullâh'ın) işaretleridir.
3-) İman etmiyorlar diye neredeyse kendini helâk edeceksin?
4-) Eğer dilesek semâdan üzerlerine bir mucize inzâl ederiz de, zorunlu olarak boyunları bükülüp, hükmü kabul ederler!
5-) Ne zaman kendilerine Rahmân'dan yeni bir hatırlatma gelse, hep ondan yüz çevirirler.
6-) Gerçekten yalanladılar! Alay edegeldikleri şeyin haberleri, kendilerine yakında gelecektir.
7-) Görmediler mi arzı ki, orada her cömert çiftten (genetik çifte sarmalından) nice (şeyler) yetiştirip büyüttük?
8-) Muhakkak ki bunda bir işaret vardır... Onların ekseriyeti (Hakk'a, hakikatlerine) iman etmemişlerdir.
9-) Muhakkak ki senin Rabbin "HÛ"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
10-) Hani Rabbin Musa'ya: "Zâlimler topluluğuna git!" diye nida etmişti.
11-) "Firavun'un halkına... Korkup korunmayacaklar mı?"
12-) (Musa) dedi ki: "Rabbim, beni yalanlamalarından korkuyorum!"
13-) "İçim daralıyor, dilim çözülmüyor, bunun için Harun'a (görev) irsâl et!"
14-) "Beni öldürmelerinden korkuyorum; çünkü onların haklı oldukları bir suçum var!"
15-) Buyurdu ki: "Hayır, asla!"... "İkiniz mucizelerimiz - delillerimiz olarak gidiniz... Doğrusu biz sizinle BİRlikteyiz, işiticileriz."
16-) "İkiniz Firavun'a gelin ve deyin ki: Muhakkak ki biz Rabb-ül âlemîn'in (Esmâ özellikleriyle âlemdekileri yaratanın) Rasûlüyüz..."
17-) "İsrailoğullarını bizimle birlikte gönder."
18-) (Firavun) dedi ki: "Yanımızda ufak çocukken, seni terbiye edip yetiştirmedik mi? Hayatının nice yıllarını bizimle geçirmemiş miydin?"
19-) "Bir de o fiili işledin! (Firavun'un halkından birini öldürmek)... Sen nankörlerdensin!"
20-) (Musa) dedi ki: "O filli işlediğimde ben ne yaptığımın farkında değildim."
21-) "Bu yüzden de sizden korkumdan firar ettim... Rabbim de bana bir hüküm hibe etti ve beni Rasûllerden kıldı."
22-) "Nimetim diye başıma kaktığın şey, İsrailoğullarını köleleştirmen yüzünden oluşan bir olaydır!"
23-) Firavun dedi ki: "Peki, Rabb-ül âlemîn nedir?"
24-) (Musa) dedi ki: "Semâların, arzın ve ikisi arasında olan şeylerin Rabbi (Esmâ'sından meydana getireni), eğer yakîn ehliyseniz (bilirsiniz)!"
25-) (Firavun) etrafında olanlara: "İşitiyor musunuz?" dedi.
26-) (Musa) dedi ki: "Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbi."
27-) (Firavun) dedi ki: "Size irsâl olunan bu Rasûlünüz kesinlikle cinnî etki altındadır." (Rasûllerin birçoğu hakikati dillendirdiğinde, cin etkisi altında olma ithamına maruz kalmıştır. A.H.)
28-) (Musa) dedi ki: "Doğu, batı ve ikisi arasındaki her şeyin Rabbi... Eğer aklınızı kullanıyorsanız!"
29-) (Firavun) dedi ki: "Andolsun ki, eğer benim gayrımı tanrı edinirsen, seni zindana attırırım!"
30-) (Musa) dedi ki: "Apaçık bir şey ile (apaçık bir delil olarak) sana gelmişsem de mi?"
31-) (Firavun) dedi ki: "Hadi göster bakalım, eğer doğru söyleyenlerden isen?"
32-) (Musa da) asasını bıraktı; birden o kesinlikle yılan olarak göründü!
33-) (Musa) elini çekip çıkardı (gömleğinden), bakanlar bembeyaz gördü!
34-) (Firavun) çevresindeki ileri gelenlerine dedi ki: "Muhakkak ki bu çok bilen bir sihirbaz..."
35-) "Sihri ile sizi mekânınızdan çıkarmayı diliyor... Nedir öneriniz?"
36-) Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy... Şehirlere de haberciler yolla..."
37-) "Bütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler!"
38-) Nihayet sihirbazlar belirlenen zamanda, bilinen bir yerde toplandılar.
39-) İnsanlara: "Hepiniz toplandınız mı?" denildi.
40-) "Eğer galip gelirlerse, muhtemelen biz sihirbazlara tâbi oluruz" (dedi halk).
41-) Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a dediler ki: "Peki biz galip gelirsek, bir kazancımız olacak mı?"
42-) (Firavun): "Evet" dedi... "Siz o takdirde benim en yakınlarım olacaksınız."
43-) Musa onlara dedi ki: "Atın (ortaya) bakalım elinizdekileri!"
44-) Onlar da iplerini ve asalarını attılar ve: "Firavun'un izzetine yemin olsun, galip geleceğiz" dediler.
45-) Musa da asasını attı; bir de ne görsünler, o (asa), onların var gösterdiklerini kapıp yutuyor!
46-) Bunu gören sihirbazlar, yere kapandılar Musa önünde!
47-) Dediler ki: "Âlemlerin Rabbine iman ediyoruz..."
48-) "Musa'nın ve Harun'un Rabbine!"
49-) (Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden mi Ona iman ettiniz? Kesinlikle O, size sihri öğreten büyüğünüzdür... Yakında bileceksiniz... Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestirip, kesinlikle hepinizi toptan astıracağım."
50-) (İman eden sihirbazlar da) dediler ki: "Zararı olmaz! Kesinlikle biz Rabbimize (hakikatimize) dönücüleriz."
51-) "Biz ilk iman edenler olarak, Rabbimizin hatalarımızı mağfiret edeceğini umuyoruz."
52-) Musa'ya: "Kullarımı gece oradan götür... Siz takip edileceksiniz" diye vahyettik.
53-) Firavun, şehirlere haberciler saldı...
54-) "Bunlar (İsrailoğulları) önemsiz bir azınlıktır!"
55-) "Ne var ki bizi öfkelendiriyorlar!"
56-) "Doğrusu biz (her şeye) hazırlıklı bir topluluğuz" (dedi Firavun).
57-) Bu yüzden onları bağ-bahçelerden ve pınarlardan çıkardık.
58-) Hazinelerden, zenginliklerden!
59-) İşte böyle... (Sonunda) onlara (Firavun hanedanına) İsrailoğullarını vâris kıldık.
60-) (Firavun ve ordusu) güneş doğarken onları izlediler.
61-) İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın çevresindekiler: "Bize yetiştiler" dediler.
62-) (Musa) dedi ki: "Hayır! Rabbim benimledir; (kurtuluşun) yolunu gösterecektir!"
63-) Musa'ya: "Asan ile denize vur" diye vahyettik... (Vurunca) patladı, ikiye yarıldı... Sonra her bir yan büyük bir dağ gibi oldu.
64-) Diğerlerini de (takip edenleri) oraya yaklaştırdık.
65-) Musa'yı ve Onunla beraber olanların hepsini kurtardık.
66-) Sonra, ötekilerini suda boğduk.
67-) Muhakkak ki bu olayda bir mucize - ders var! Onların çoğunluğu ise buna iman etmiş değillerdir.
68-) Muhakkak ki senin Rabbin "HÛ"dur; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
69-) İbrahim'in haberini de anlat onlara.
70-) Hani (İbrahim) babasına ve toplumuna: "Neye kulluk ediyorsunuz?" demişti.
71-) Dediler ki: "Putlara kulluk ederiz, hep onlarla meşgulüz."
72-) (İbrahim) dedi ki: "Dua ettiğinizde sizi işitirler mi?"
73-) "Yahut size fayda sağlıyor ya da zarar veriyorlar mı?"
74-) Dediler ki: "Hayır! Fakat atalarımızı bunu uygular bulduk (biz de taklit ediyoruz onları)!"
75-) (İbrahim) dedi ki: "Bir düşünün! Neye kulluk ediyorsunuz..."
76-) "Siz ve geçmişteki atalarınız!"
77-) "Kesinlikle onlar benim düşmanımdır... Sadece Rabb-ül âlemîn..."
78-) "Ki O, beni yarattı... O bana hidâyet eder."
79-) "Ki O, beni yedirip doyurur ve içirir."
80-) "Hastalandığımda, O'dur bana şifa veren."
81-) "Ki O, beni öldüren, sonra dirilten."
82-) "Ki O, Din hükümleri sürecinde hatalarımı mağfiret edeceğini umduğum."
83-) "Rabbim, bana bir hüküm hibe et ve beni sâlihlere dâhil et!"
84-) "Arkamdan geleceklere de hakikati iletmemi sağla!"
85-) "Beni nimetler cennetinin vârislerinden kıl!"
86-) "Babamı mağfiret et! Muhakkak ki o, doğru inançtan sapanlardandı!"
87-) "Bâ's sürecinde beni rezil - rüsva etme!"
88-) "O süreçte zenginlik de fayda vermez, oğullar da (fayda vermez)."
89-) "Sadece, Allâh'a kalb-i selîm (şuurunda hakikat açığa çıkmış olan) ile gelmiş kimse müstesna!"
90-) Korunmuşlara cennet (yaşantısı) yaklaştırılmıştır.
91-) Hakikatten sapanlar içinse; cehennem önlerine getirilmiştir!
92-) Onlara: "Nerede tapındığınız şeyler?" denildi.
93-) "Allâh dûnunda tapındıklarınız... Size yardım ediyorlar mı? Yahut kendilerine bir yardımları dokunur mu?"
94-) Onlar (taptıklarınız) ve hakikatinden sapıp putlara tapanlar, onun içinde (cehennemde) tepetaklak yüzüstü yere çarpılmıştır!
95-) İblis'in orduları da toptan (oraya atılmıştır).
96-) Onlar orada tartışarak dediler ki:
97-) "TAllâhi, kesinlikle apaçık bir sapkınlık içinde imişiz!"
98-) "Hani sizi Rabb-ül âlemîn ile eşit kılmıştık."
99-) "Bizi ancak o suçlular (hakikati inkâr edenler) saptırdı."
100-) "Şefaatçimiz de yok."
101-) "Güveneceğimiz bir dostumuz da yok."
102-) "Keşke geri dönebilsek de (hakikate) iman etmenin getirisini elde etsek."
103-) Muhakkak ki bu olayda bir ders vardır... Onların çoğunluğu (hakikatlerine) iman etmiş değillerdir.
104-) Kesinlikle Rabbin "HÛ"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
105-) Nuh toplumu da Rasûlleri yalanladı.
106-) Hani kardeşleri Nuh onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız?"
107-) "Kesinlikle sizin için güvenilir bir Rasûlüm."
108-) "O hâlde Allâh'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin!"
109-) "Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum... Çalışmamın karşılığını yaşatacak olan sadece Rabb-ül âlemîn'dir!"
110-) "O hâlde Allâh'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin!"
111-) Dediler ki: "En alt tabaka sana tâbi oluyor iken, sana iman eder miyiz hiç?"
112-) (Nuh) dedi ki: "Onların yaptıkları konusunda bilgim yok..."
113-) "Onların yaptıklarının sonucu, Rabbimin bileceği iştir... Olayın şuuruna varsaydınız!"
114-) "Ben iman edenleri uzaklaştırıcı değilim!"
115-) "Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım!"
116-) Dediler ki: "Andolsun ki ey Nuh, eğer vazgeçmezsen kesinlikle taşlanarak öldürüleceksin!"
117-) (Nuh) dedi ki: "Rabbim... Halkım kesinkes beni yalanladı!"
118-) "Benimle onların arasını aç ki (lâyıklarını bulsunlar; Rasûl aralarında yaşarken azap gelmez); beni ve iman edenlerden benimle beraber olanları kurtar."
119-) Biz de Onu ve Onunla beraber olan kimselerle dolu gemiyle, onları kurtardık.
120-) Sonra, onların ardında kalanları suda boğduk!
121-) Muhakkak ki bu olayda bir mucize - ders vardır... Ne var ki onların ekseriyeti iman edenler değillerdir!
122-) Kesinlikle Rabbindir "HÛ"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
123-) Ad (Hud a.s.'ın halkı) da Rasûlleri yalanladı.
124-) Hani kardeşleri Hud onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız (korunun; takva elde edin!)?"
125-) "Şüphesiz ki ben sizin için güvenilir bir Rasûlüm."
126-) "O hâlde Allâh'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin."
127-) "Bunun üzerine sizden bir karşılık istemiyorum... Çalışmamın karşılığı sadece Rabb-ül âlemîn'e aittir."
128-) "Siz her tepeye köşkler inşa edip, oyalanıyor musunuz?"
129-) "Sonsuz yaşayacakmış gibi kale benzeri evler mi yaptırıyorsunuz?"
130-) "Gücünüze dayanarak hakları ortadan kaldırıp, ele geçirdiğinize sahip oluyorsunuz!"
131-) "Artık Allâh'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin."
132-) "Bildiğiniz nimetlerle size yardım edenden korunun."
133-) "En'am (kurban edilebilir hayvanlar) ve oğullar verdi."
134-) "Bahçeler, pınarlar..."
135-) "Doğrusu, çok büyük bir sürecin azabı üzerinizdedir (diye) korkuyorum."
136-) Dediler ki: "İster öğüt ver ister verme; bize birdir!"
137-) "Bu eskilerin uydurmasıdır!"
138-) "Biz azaba da çarpılmayacağız!"
139-) Böylece Onu yalanladılar, biz de onları helâk ettik! Muhakkak ki bu olayda bir mucize - ders vardır! Onların ekseriyeti de iman eden değillerdir.
140-) Kesinlikle senin Rabbin'dir "HÛ"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
141-) Semud da Rasûlleri yalanladı.
142-) Hani kardeşleri Sâlih onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız?"
143-) "Ben kesinlikle güveneceğiniz bir Rasûlüm."
144-) "O hâlde Allâh'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin."
145-) "Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum... Hizmetimin karşılığı yalnızca Rabb-ül âlemîn'e aittir."
146-) "(Ne yaparsanız yapın) hep böyle güvende olacağınızı mı sanıyorsunuz?"
147-) "Cennetler (bahçeler) ve pınarlar içinde..."
148-) "Ekinler ve tomurcuklarıyla hurma ağaçları!"
149-) "Hünerli ve keyifli olarak dağlardan evler yontuyorsunuz!"
150-) "O hâlde Allâh'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin."
151-) "Yetkisini aşanların emrine itaat etmeyin!"
152-) "Ki onlar (yetkilerini aşanlar) dünyada insanları yanlışa yönlendirirler, düzeltici olmazlar."
153-) Dediler ki: "Sen büyülenmişsin (etki altına girmişsin)."
154-) "Sen yalnızca bizim benzerimiz bir beşersin (ama kendini farklı sanıyorsun)! Eğer sözünde sadıksan hadi bir mucize göster!"
155-) (Sâlih) dedi ki: "Şu (başıboş) dişi deve... Onun da bir su içme sırası var, sizin develerinizin de..."
156-) "(Sakın) ona kötülük yapmayın. (Aksi takdirde) sizi çok güçlü bir sürecin azabı yakalar."
157-) (Uyarıyı dinlemeyip) dişi deveyi vahşice boğazladılar; sonunda da çok pişman oldular.
158-) Sonunda o azap onları çarptı! Muhakkak ki bu olayda bir işaret - ders vardır... Onların çoğunluğu iman etmemişlerdir!
159-) Kesinlikle Rabbin "HÛ"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
160-) Lût toplumu da Rasûlleri yalanladı.
161-) Hani kardeşleri Lût onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız?"
162-) "Ben kesinlikle güveneceğiniz bir Rasûlüm."
163-) "O hâlde Allâh'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin."
164-) "Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum... Hizmetimin karşılığı yalnızca Rabb-ül âlemîn'e aittir."
165-) "İnsanlardan (dişileri bırakıp) erkeklerle mi yatmak istiyorsunuz?"
166-) "Rabbinizin sizin için yarattığı kadınları bırakıyorsunuz! Hayır, siz sınırlarınızı aşan bir topluluksunuz!"
167-) Dediler ki: "Andolsun ki ey Lût, eğer (bu söylemlerinden) vazgeçmezsen, kesinlikle (buradan) çıkarılacaksın!"
168-) (Lût) dedi ki: "Gerçek şu ki, sizin bu fiillerinizden nefret ediyorum! (Fâile değil, fiile nefret gerçeği vurgulanıyor. A.H.)"
169-) "Rabbim, beni ve ehlimi (bunların) yaptıklarından kurtar."
170-) Bunun üzerine Onu ve ehlini toptan kurtardık.
171-) Sadece gelmek istemeyen kocakarı (Lût a.s.ın iman etmeyen karısı) hariç!
172-) Sonra diğerlerini yerle bir ettik!
173-) Onların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki! Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
174-) Muhakkak ki bu olayda da bir işaret - ders vardır... Ne var ki onların çoğunluğu iman etmemiştir.
175-) Kesinlikle Rabbin "HÛ"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
176-) Ashab-ı Eyke de (orman halkı, Şuayb a.s.ın kavmi) Rasûlleri yalanladı!
177-) Hani Şuayb onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız?"
178-) "Ben kesinlikle güveneceğiniz bir Rasûlüm."
179-) "O hâlde Allâh'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin."
180-) "Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum... Hizmetimin karşılığı yalnızca Rabb-ül âlemîn'e aittir."
181-) "Ölçmeyi tam yapın... Tartıda hile yapıp eksik vermeyin!"
182-) "Sağlıklı ölçümleme ile ölçün!"
183-) "İnsanların hakkını vermemezlik etmeyin ve düzgün düzeni bozmayın, dünyada taşkınlık yapmayın."
184-) "Sizi ve önceki nesilleri yaratandan (onlara yaptıklarının sonucunu yaşattığı ve size de yaşatacağı için) korunun!"
185-) Dediler ki: "Sen yalnızca büyülenmişsin (etki altındasın)!"
186-) "Sen bizim gibi bir beşersin! Senin yalancı olduğunu düşünüyoruz!"
187-) "Eğer sözünde sadıksan, hadi üzerimize semâdan parçalar düşürt."
188-) (Şuayb) dedi ki: "Rabbim, yaptıklarınızı (yaratan olarak) daha iyi bilir."
189-) Böylece Onu yalanladılar da bu yüzden o kararan günün şiddetli azabı onları yakaladı... Muhakkak ki o aziym bir sürecin azabı idi.
190-) Muhakkak ki bu olayda da işaret - ders vardır... Ne var ki onların çoğunluğu iman etmemiştir!
191-) Kesinlikle Rabbin "HÛ"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
192-) Muhakkak ki O (Kur'ân), Rabb-ül âlemîn'in tenzîlidir (hakikatin olan El Esmâ mertebesinden şuuruna boyutsal iniştir)!
193-) Er Ruh-ul Emin (Fuadına yansıyan Esmâ ilmi) Onunla (Cibrîl) indi!
194-) Senin kalbine (şuuruna) ki, (bu bilgiye dayalı olarak) uyarıcılardan olasın!
195-) Apaçık bir Arapça anlatım diliyle!
196-) Şüphesiz ki O (hakikat bilgisi), öncekilerin hikmetli bilgilerinde de vardır.
197-) İsrailoğullarının âlimlerinin Onu bilmesi, onlar için bir delil değil midir?
198-) Eğer Onu Arapça bilmeyen birine inzâl etseydik;
199-) Onu, onlara bildirseydi; gene Ona iman etmezlerdi.
200-) İşte Onu, (hakikati inkâr) suçu işleyenlerin akıllarına bu kadar sokarız!
201-) Feci azabı görünceye kadar Ona iman etmezler.
202-) (Ölüm azabı) onlara, düşünmedikleri bir anda, ansızın gelir! (Ölüm, en büyük azaptır; çünkü kişi ölümü tadarak hakikatini bizzat müşahede eder ve hakikatinin hakkını veremediğini kavrar; artık bunun gereğini yerine getirme imkânı kalmadığını idrak ederek çok büyük bir pişmanlığın azabı içine düşer. A.H.)
203-) (O vakit) derler ki: "Bize ek süre tanınır mı ki?"
204-) Azabımızın kendilerinde açığa çıkmasını acele mi istiyorlar?
205-) Görüyorsun işte... Onları senelerce çeşitli nimetlerle zevklendirsek,
206-) Sonra, uyarıldıkları başlarına gelse...
207-) Sahip olduklarıyla yaşadıkları zevkler, onlara hiçbir yarar sağlamaz!
208-) Biz, uyarıcıları gelmemiş hiçbir bölge halkını helâk etmedik.
209-) (Önce) hatırlatma olur! Biz haksızlık etmeyiz!
210-) Onu (Kurân'ı) şeytanlar oluşturmadı!
211-) Onların işlevine uymaz! (Zaten) buna yetecek kuvvelere de sahip değillerdir!
212-) Muhakkak ki onlar algılama kapasitesinden yoksundurlar!
213-) O hâlde Allâh (hakikati ortada iken) yanı sıra tanrı kavramına yönelme! Yoksa azabı yaşayacaklardan olursun!
214-) Uyarmaya en yakınlarından başla!
215-) İman edenlerden sana tâbi olanları kanadının altına al!
216-) Eğer sana âsi olurlar ise de ki: "Ben yaptıklarınızdan berîyim!"
217-) (Hakikatin olan Esmâ mertebesine) Aziyz Rahıym'e tevekkül et!
218-) Ki O, işlevine kalktığında seni görür...
219-) Secde edenler içinde yer aldığını da!
220-) Muhakkak ki O, "HÛ"; Semi'dir, Aliym'dir.
221-) Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?
222-) Kendini aldatan vebal sahibini etkilerler!
223-) Kendilerini aldatanlar, (şeytanlara - bilinçteki aldatıcı fikirlere) kulak verirler ve onların ekseriyeti yalancıdırlar.
224-) Şairler (şiirlerle duygusallığı tahrik ederek, insanları tanrı edindiklerine tapınmaya yönlendirenler); onlara hakikatten sapanlar tâbi olur.
225-) Görmez misin ki onlar hayal - evham dünyalarında yaşarlar!
226-) Muhakkak ki onlar yapmayacakları şeyleri söylerler!
227-) Ancak (hakikate) iman edenler ve imanın gereğini uygulayanlar, Allâh'ı çok zikredenler ve zulme uğradıktan sonra zafere ulaşanlar müstesna... (Nefslerine) zulmedenler, yakında hangi dönüşüme uğrayacaklarını kavrayacaklar (ama iş işten geçmiş olacak)!