Allâh İsimleri

Hepimiz Allâh’ın isimlerinden meydana gelmişiz.

Hepimizde Allâh’ın 99 ismi var...

Buna mukabil, her birimizin terkibinde bu isimlerin oranı farklı!

99 hammaddenin atıldığı kazanız ama; bu 99 hammaddenin birbirine oranı, her kazanda farklı!

Her birimiz ayrı bir kazan sanki!

Birbirimize de hiç benzemeyiz, bu formül farkları dolayısıyla!

Anlamaya çalışın ki, burada önemli olan; senin doğuştan gelen özelliklerini aynen koruman değil; doğuştan gelen özelliklerini, Allâh’a erecek bir biçimde değiştirmen!

Önemli olan nokta burası!

Adam, kırk senedir “Allâh” diyerek zikrediyor; kendinde hiçbir değişiklik yok! Bütün özellikleri aynen devam ediyor...

Bizim önerdiğimiz tarzda ise, zikir yapıp 3-5 ayda değişmeyen ise yok gibi!

Niye?

Gayet basit! Ayarlar değişiyor!

Formülü değiştirip, katkı maddelerinin oranlarını farklılaştırdığın zaman, kazandaki boyanın rengi değişir. Değişmemesi mümkün değil!

İşte bunun içindir ki bu Allâh isimlerinin ve sıfatlarının zikri, kişide, inansa da inanmasa da 3-5 ay içinde çok büyük değişiklikler yapar.

Bu değişiklikler ne yönde olur?

Zikrettiği isimlerin mânâsı yönünde!

Eğer, “Fettah” ismini zikrediyorsan, sana birtakım yeni şeyler daha açılmaya başlar. Sana kapalı olan, çözemediğin konular, rahat anlaşılır hâle gelir...

Eğer, “Müriyd” ismini zikrediyorsan, eskiden yapamadığın, yapmakta başarısız kaldığın ya da zorlandığın birçok şeyi yapabilir, başarır hâle gelirsin!

“Eskiden yapmayı çok istiyordum ama, yapamıyordum; ama şimdi, çok kolay yapıyorum” dersin. Çünkü irade kuvven arttı.

Bu zikirleri yapanların hepsi bir şeyler kazandı.

Bilmeden de zikir yapılır ama, bir şeyi anlayıp, idrak ederek yapmak elbette daha güzel!

Biri taklit yolu, diğeri tahkik yolu!

− Bir soru sorabilir miyim? Sizin tarikatınız ne? Hangi yolu takip ediyorsunuz?

Ben, “yollar” düşünmüyorum. Benim yolum, benim anlayışım; “Muhammedî”liktir!

Bağlı olduğum kaynak; Kur’ân ve Hz. Muhammed’tir.

Ben hiç kimseye benim “yolum” var, o yoldan gidin, demem!

“İstiyorsanız, çalışmalarımdan yararlanın; ama benim kaynağıma yönelin” derim!

Bunun dışında, gelmiş geçmiş ne kadar hakikate ermiş zât varsa, hepsinden de istifâde ederim.

Hepsi, Allâh’ın yarattığı ayrı bir mükemmeliyete sahiptir.

Herkeste olduğu üzere, bendeki mükemmeliyet de, hiçbir insanda yoktur!

Allâh, her bir insanı ayrı bir mükemmeliyetle var etmiştir. Dolayısıyla, her birimiz bir diğerimizden istifâde etmek durumundayız, eğer kendimizi geliştirmek istiyorsak!

Bunun için ben, Ahmed Rufaî’den da istifâde ederim, Abdulkâdir Geylânî’den de istifâde ederim, Muhyiddini Arabî’den de; Abdülkerîm el Ciylî’den de!

Ne kadar tahkike erdiğini fark ettiğim kişi varsa hepsinden de ayrı ayrı istifâde ederim. Her birinde açılan ayrı bir sır vardır.

Dolayısıyla ben, “yol” adamı değilim!

Ben, Muhammedîyim!

Benim tâbi olduğum, bağlandığım, inandığım, yoluna baş koyduğum kimse Hz. Muhammed’dir...

Sen Melâmî, O Kadirî, diğeri Nakşî gibi ayırımlar başlar, “yol” deyince!

Ama, “Ben Muhammedîyim! dediğim zaman, hepsini kucaklamış oluyorum...

Bu nedenle, benim bakış açımda; Türk, Kürt, Alevî, Sünnî, Nakşî, Kadirî, Şia vs. gibi bir ayırım yok!

Biz hepsini kucaklıyoruz... Bizim için hepsi değerli!

Önemli olan, insanın taklitten kurtulup tahkike ermesi!

Yaptığının gerçeğine ermesi! Neticede yaptığından pişmanlık duymaması!

Bunun için en çok yapacağınız dua:

“Allâh’ım! Sonunda pişmanlık duyacağım şeyden beni koru!” olmalıdır...

Bazı güya bu işten anladığını söyleyen anlayışı kıt ve düşüncesizler, “Müriyd” ismini inkâr ediyorlar... Dolayısıyla da “Allâh”ın “irade sıfatını”!.. Ama fark edemeyecek kadar cahil ve basîretsizler!

Artık herhâlde beyinsiz ahmaklar dışında, kimse, Allâh’ın “Müriyd” ismi yoktur, Ahmed Hulûsi insanları kendine bağlamak için Müriyd ismini çektiriyor diyemez!

39 / 76

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bu Kitabı İndirebilirsiniz!