ORİJİN İSLÂM’I
TANIYALIM
Aktüel dergisinden Murat Yalnız’ın
internet üzerinden Ahmed Hulûsi ile yaptığı röportajın tam metni.
Ahmed
Hulusi kim? Neyi savunuyor? Reformist ve modern diye adlandırdığınız
yorumlarınızı İslâm yelpazesinin neresine koyuyorsunuz?
Ahmed Hulûsi kimdir sorusunun cevabı www.ahmedhulusi.org adresindeki “Ahmed Hulûsi kimdir” yazısından detaylı okunabilir. Önemli olan
Ahmed Hulûsi'nin kim olduğu değil; otuza yakın kitap yazmış, milyonlarca
okuyucusu olan birinin ne dediğidir bence. Bilgilerini kimseyle tartışmaya
girmeden, iddiasızca, tüm insanlıkla paylaşan biri... Yayınları internet
üzerinden bir çok dilde yayınlanıp, Dünya'nın bir çok ülkesinden takip
edilen düşüncelerini yazan bir düşünür Müslüman!.
Önemli olan kişiliği değil
fikirleridir Ahmed Hulûsi'nin bence. Ve dahi neden bu kadar insanın Ahmed
Hulûsi'yi okuyup çevresine okunmasını tavsiye ettiği...
Ahmed Hulûsi, onsekiz yaşındayken
yalnızca kendi merakı dolayısıyla İslâm Dini’ni araştırmaya başlamış, bu
konuda her aşamanın gerekli çalışmalarını yaparak kapasitesi kadarıyla belli
gerçekleri farketmiş bir Müslümandır.
Protestan
Müslüman nitelendirmesi sizin için doğru bir nitelendirme mi?
Müslüman protestan olmaz!. Müslüman
için protestan tanımlaması kullanılması doğru olmaz kanaatindeyim. O kelime
Hıristiyanlıktaki bir olguyu tanımlamak için kullanılır, düşünceme göre.
İslâm’a ait olguları Hıristiyanlık veya Yahudilik için kullanılan
tanımlamalarla etiketlemek insanları yanıltıcı olur!.
Bugün
Kuran dışında, geleneksel İslâm'la dinimize girdiğini savunduğunuz ve
reddettiğiniz halk arasında halen popüler inanışlar neler? Fizikle dini
buluşturan ne gibi yorumlarınız var?
Benim düşüncem, çağdaş bilimler
ışığı altında orijin İslâm Dini’ni tanımlamak gerektiğidir. Dinde reform
olmaz! Din anlayışımızda reform yapalım ve kaynağa inerek ORİJİN İSLÂM’ı
anlayalım. Ben bunları 1985'te yazdığım “İnsan ve Sırları" isimli kitabımda
yazmıştım. 1967’de yayınladığım "TECELLİYAT" isimli kitabımdaki bakış açım
neyse, bugün de aynı bakış açısına sahibim.
Orijin İslâm Dini verileri ile bugün
toplumların kabullenmek durumunda olduğu Müslümanlık anlayışı birbirinden
çok farklı hale gelmiştir.
Kişilerin yorumları (fetvalar),
mezhepler, tarikatlar, “dinsel kurum” haline gelmiştir. Oysa Din kapsamında
tek yetkili Hazreti Muhammed aleyhisselam ve O’nun bildirdiği Kurân’dır.
Benim ORİJİN İSLÂM DİNİ anlatımım, yazdığım otuza yakın kitapta anlatılmaktadır. Kırk küsur yılımı
ben İslâm Dini’ni ve Tasavvufu araştırmaya verdim. Gerekli tüm kaynakları
araştırıp okudum. Sonra da bugünün çağdaş bilimsel bulguları veya çağdaş
fizik teorileriyle ilgilenip olayın tam bir bütünlük gösterdiğini tespit
ettim.
Bugünün bilgileri ve fizik teorileri
Kurân ve Rasûlullah açıklamalarını tamamen teyit ediyordu.
Ama gökte varsanılan “tanrı” anlayışlı
Kurân değerlendirmesiyle bunların fark edilmesi kesinlikle mümkün değildir.
Bu yüzdendir ki “Hazreti
Muhammed’in açıkladığı ALLAH” kitabını yazdım. Kurân’ın anlattığı “ALLAH”
ismiyle işaret edilen, günümüz Müslümanlarının çoğunun kabullendiği gökteki
ulu tanrı anlayışından çok çok farklı bir şeydir!.
Biz kesinlikle ORİJİN İSLÂM anlayış ve
RUHUNA dönmek zorundayız kendi geleceğimiz açısından.
Din konusunda insanlar yalnızca Allah Rasûlü’ne inanmak ve tâbi olmak durumundadırlar;
isteklerine bağlı olarak.
Bunun dışında kimsenin yorumu veya hiç
bir kurumun fetvası hiç kimseyi bağlayıcı değildir!
Benim yazdıklarım dahi, benim bakış
açım ve yorumumdur ki kimseyi bağlamaz. Makul bulan paylaşır; makul bulmayan
da başka bakış açılarını değerlendirir.
İslâm Dini’ne temelde iki bakış
vardır...
ALLAH'I anlamış olanın sevgi
dolu insana saygı gösteren bakışı;
Gökte tanrı varsananın hükmedici ve
zorbalık ihtiva eden anlayışı.
Birincisi KURÂN’IN RUHUNU kavramaya dayalı anlayıştır. Hazreti Muhammed’in gökteki bir tanrının peygamberi
değil; “ALLAH” ismiyle işaret edilenin RASÛLÜ olduğunu farkediş sonunda; Allah’ı, evreni, evrende insanın yerini ve insanın her birimin
özündeki ALLAH’a nasıl erebileceğinin farkedilmesidir.
İkincisi, Kurân-ı Kerim’i kelime
bazında sanki uzaydaki bir tanrının talimatıymış gibi algılayarak
değerlendirmek... Bunun için kısmi bir Arapça bilgisi ezberlemiş olmak
yeterlidir. Ki bu anlayış bugünkü Arapların ve onların taklitçileri olan
toplumların anlayışıdır.
Bu yüzden de diyoruz ki, Kurân,
Arapça dillendirilmiştir fakat gerçekte ALLAHça’dır!. Yalnızca Arapça
bilmek, Kurân’ı anlamaya ve değerlendirmeye yetmez.
Bu dediğimizin ispatı Kurân’ı ve
Allah RASÛLÜ’nü yüzeysel anlamda değerlendiren şekilci Müslüman Araplar
ile gelmiş geçmiş tüm Tasavvuf ehli Evliyaullah arasındaki bakış farkıdır.
Evliyaullah, Allah’ça kendilerinde açığa çıktığı için mevcut
değerlendirme ve yaşama geçmişlerdir. Zorbalık ihtiva eden tüm anlayışlar
ise şekilci Müslümanlık anlayışının sonucudur.
Ben prensip olarak insanlara şunu
yapın veya yapmayın demem! Çünkü ben şeyh veya hoca veya lider değilim! Kurân'dan ve Allah Rasûlü’nün bildirdiklerinde anladıklarımın
sonucu ve gereği olan bakış açımdır bu!. Bunu yıllardır kitaplarımda
yazmışımdır.
Ben yaptığım araştırmalar sonucu elde
ettiklerim hakkında düşündüklerimi yazarım, insanlık görevim olarak ve bunu
da tüm insanlıkla ücretsiz olarak, telif hakkı almaksızın web sitem www.ahmedhulusi.org ile ve
kitaplarımla paylaşırım.
Benim düşüncelerimi de insanlar
diledikleri gibi değerlendirirler.
Kurân’da Rasûl’e, “Sen tebliğ et,
onlar üzerine zorlayıcı değilsin” denmişken kimsenin başkasını İslâm
Dini’yle ilgili bir konuda zorlaması doğru hareket olmaz!
Yaşım altmışı geçti... Siyasi veya
dini anlamda bir liderlik vasfım olmadığı için de insanlardan son derece
uzak, ölümötesi yaşam gerçeklerine göre kendimi geliştirecek şekilde yaşarım
ABD’nin bir kentinde. Misyon sahibi olan biri değilim ki insan içine girmek
mecburiyetim olsun! Dünya üzerinde hiç bir kuruluş, hareket, teşkilat,
cemaat, gurup veya cemiyetle bağım yoktur!. Bağımsız yaşarım!
Karma
namazla gündeme gelen Subaşı Cami grubuyla bir ilginiz var mı? Beyza
Aksu’nun sizin takipçilerinizden olduğu iddia ediliyor? Zapsu’yu ya da
grubun lideri olarak basına yansıyan Ahmet Küre’yi tanıyor musunuz? Grubun
ritüelleri sizin görüşlerinize uyuyor mu? Örneğin baş açık karma namazı
nasıl yorumluyorsunuz?
Bahsi geçen gruptaki değerli kişilerle
hiç bir tanışıklığım veya görüşmem olmamıştır. Kadın-erkek yanyana namaz
kılınmamıştır Rasûlullah zamanında ve bunu doğru bulmuyorum.
Bu konuyu, Mecmuanız yayınlanmadan bir
kaç gün evvel SKYTURK TV de açıkladım, web sitemden dinlenebilir görüşüm.
Ama kimseyi de bundan dolayı yargılamam ve değerlendirmeye almam. Çünkü
herkese yaptığının karşılığı Yaratanı tarafından verilecektir. Allah adına yargılama değerlendirme yetkisi yeryüzünde kimsede yoktur.
Eğitimli
ve gelir grubu iyi, statü sahibi insanlar arasında bir milyona yakın
müridiniz olduğu söyleniyor. Kaç müridiniz, ya da takipçiniz var? Kimlere
hitap ediyorsunuz? Onlarla nasıl bağlantı kuruyorsunuz?
Kitaplarımın ihtiva ettiği konular,
bakış açıları ve değerlendirmeler dolayısıyla eğitimli, dünyaya açık, global
değerlendirmeler yapabilen, kültür ve eğitim alt yapısı güçlü kimseler
tarafından okunduğu ve yazılarımın web sitemden takip edildiği bana da
ulaşıyor. Son yazım “ŞERİAT DEVLETİ” sitemde beş-altı günde onbeşbin
küsur kişi tarafından okunmuş ve basılıp çoğaltılmıştır. Sürekli sarı basın
kartı sahibi bir gazeteci olmam hasebiyle Türkiye’de ve dünyada ne
gelişmeler olduğundan biraz haberim olmaktadır.
Ben İSLÂM ve KURÂN'a bir cemaat veya
tarikat penceresiyle bakılması yanlısı olmadığım için, bir cemaat veya
tarikat oluşturmayı düşünmedim; bu yüzden de beni okuyanların da birbirinden
haberdar olmaması yolunu tercih etmişimdir. Ayrıca ben dahi kimler beni
okuyor nokta bilgisine sahip değilim... Herkes her görüşü okuyup kendi
yolunu kendi aklıyla kendisi çizmelidir kanaatindeyim... Ama başı örtülü
kesimden üst sosyete gruplarına kadar sabit görüşlü olmayan her kesimden
okurum olduğunu biliyorum. Sayısız başı açık dolaşan hanımız yazdıklarımdan
sonra kendi dünyalarında dini vecibelerini yerine getirmeye başladığını,
imkânı olanların hacca gittiğini ve gene de günlük yaşamlarına normal devam
ettiklerini duydum.
Bana göre KURÂN ve Allah Rasûlü’ne
inanan tüm insanların KURÂN’ın RUHUNU anlamak ve ORİJİN İSLÂM’a yönelmek
üzere MUHAMMEDÎ anlayış çevresinde birleşmesi gerekir.
İnsanlar ORİJİN DİN konusunda gerek TV
ve gerekse yayın organlarıyla yeterince bilgilendirilirse toplumlardaki
bölünme de büyük ölçüde ortadan kalkar, düşüncesindeyim.
Kurân kurslarında veya din
okullarında sınırlı bir anlayışa şartlanan insanların gerçek ORİJİN İSLÂM
DİNİ hakkında konuşabilmesi çok çok zordur. Çünkü İslâm DİNİ evrensel
gerçeklere göre Allah sistemini anlatır. Din belli toplum veya
kesimlere özel değildir!
DİN meslek olmaz!. Meslek ticaret ve
para içindir!
1990’ların ikinci yarısında “Dinin astrolojinin içinde yer aldığını”
savunuyordunuz. Bu görüşünüz halen devam ediyor mu? Din, astroloji, burçlar
arasında ne gibi bir bağ olduğunu savunuyorsunuz?
Astroloji konusunu Türkiye’de
1985’lerde hareketlendiren kişi olduğumu zannediyorum. Bu konuyu
kitaplarımda izah ettim. Muhiddin Arabî, İbrahim Hakkı Erzurumî gibi zevat
bunu yazmıştı. İnceledim ve olayın doğruluk payını görerek bu konuda bazı
bilgileri yazdım.
Kitsan
yayıneviyle ilişkileriniz ne boyutta? Kitsan’ı siz mi kurdurdunuz?
Kitsan, benim kitaplarımı basan bir
yayınevidir. Benimle hiç bir ticari bağlantısı yoktur.
Kitap ve tüm yayınlarımın telif hakkı
olmadığı için isteyen her kurum veya kişi bunları orijinaline sadık kalmak
şartıyla dilediği kadar basıp dağıtabilir.
1965 yılından bu yana hiç bir
kitabımdan veya yayınımdan tek kuruş telif almamışımdır. İnsanlığa
bağışımdır.
Prensibim tüm bildiklerimi insanlarla
karşılıksız olarak paylaşmak ama aralarına girmemektir. Çünkü ben bir önder
değil, yalnızca düşünen bir Müslümanım.
Neden
asıl isminizi değil de Ahmed Hulusi ismini kullanıyorsunuz?
“Ahmed Hulûsi” gerçek ismimdir.
Kitaplarımda yalnızca soyadımı kullanmadım; çünkü insanların beni bulmasını
ve çevremde bir topluluk oluşmasını istemedim.
Siyah bilgisizliği, beyaz ilmi
sembolize ettiği için kitap kapaklarımı siyah üzerine beyaz font olarak
seçtim. Yeşil, Muhammedî nuru temsil eder. “Tek dini lider veya önderimiz
Allah Rasûlü olsun” diyorum.
Logomda “La ilahe illallah Muhammed
Rasûlullah" yazısı altında AH yazar. Bu “Tanrı yoktur, yalnızca
Allah (vardır), Muhammed Allah
Rasûlü’dür” anlayışı başımın tâcıdır anlamındadır!.
Seyyid
olduğunuza, Peygamber soyundan geldiğinize dair bir iddianız var mı?
Seyyid olduğumu sadece “DUA ve
Zikir” isimli kitabımda 28 Şubat’a kadar koymuşlardı. Daha sonra bunu da
kaldırttım. Bu konuyu asla konuşmak istemiyorum artık. İnsanların ünvana
değil bilgiye yönelmeleri daha akıllıca olur düşüncesindeyim.
Sitesi,
görüşleri ve kitapları sizinle büyük benzerlik gösteren, Ahmed Baki kim?
Ahmed Baki’nin de siz olduğunuz söyleniyor? Değilseniz nasıl bu kadar
benzerlikler söz konusu?
Ahmed Bâki bir arkadaşımdır. Web
sitemle ve İngilizce çevirilerle meşgul olmaktadır. Onu da kimse tanımaz.
Tanınmak da istememektedir.
Cemaat ya
da tarikat olmadığınızı söylüyorsunuz ama takipçilerinizin yapılanması,
yayın yoluyla seçtiğiniz irşad yöntemi ve uygulanan gizlilik bir cemaat
mantığına işaret ediyor. Neden?
Murat bey şu kesin biline ki,
insanları kendime veya bir cemaate veya bir tarikata değil Allah Rasûlü’nü anlamaya ve Allah Rasûlü’nün bakış açısıyla
yaşamı değerlendirmeye davet ediyorum.
İslâm Dini’ne göre tek örnek insan,
bana göre yeryüzüne gelmiş en muhteşem beyin Hazreti Muhammed’dir ve
O’nu anlamak insana sonsuz hayatı kazandırır. Ben örnek insan değilim.
Çeşitli eksik ve kusurlarım, yetersizliklerim var ilmime göre. İnsanlar
yayınlarımı okuyarak bakış açımı öğrenirler arzu ederlerse; sonra da ne
yapacaklarına kendileri karar verir beni ilgilendirmez. Ayet veya Allah Rasûlü uygulaması olarak bir konuda hüküm yoksa, o konu kişi ile Allah arasındadır kimseyi ilgilendirmez!. Herkes elleriyle yaptıklarının sonucunu
yaşayacaktır.
Sizin
başvurunuza rağmen, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın dini kitaplar sattığı
Diyanet Vakfı noktalarında sizin kitaplarınızı satmayı reddettiği,
Diyanet’in dini kitap fuarlarında bile sizin kitaplarınıza özellikle yer
vermediği doğru mu? Neden?
Diyanet işleri kitaplarımı satmayı
reddetmiştir. Diyanetin yayınladığı hadis kitabındaki hadisin olmadığını
ileri süren diyanet yetkilisinin mektubu elimdedir. Zamanı gelince
açıklayacağım. Kendilerini Dini YETKİLİ veya OTORİTE olarak tanımlayarak
halkı din konusunda yönlendirmeye çalışanların ne kadar hadis bildiğini
insanlar görecek.
Ramazan başında TV sohbetimde
söyledim. Rasûlullah zamanında saat yoktu. 5 dakika evvel sonra oruç açma
önemli değildir; diye buna rağmen Diyanet insanları uyarmadı ve 5 dakika
yüzünden müftüler Türkiye’de 3 şehir de insanlara yeniden oruç tutmalarını
söylediler. Bu mudur gerçekçi değerlendirme?
Basında benimle ilgili konulara
çeşitli cemaat veya çevrelerden sansür uygulandığı bana ulaşıyor ve
uygulamaları görüyorum. Ama beni ilgilendirmez. Dilediklerini yapsınlar!.
Yaptıklarıyla benim bir kaybım olamaz.
Bu konularda çok daha fazla söylenecek
şey var... Umarım Allah nasip eder.
İslâm Dini gerçekte en aydın ve çağdaş
insanlara hitap edebilecek kapasiteye sahiptir ve kıyamete kadar geçerli
sistemi anlatır. Bu da YENİLENEN bir bakış açısının edinilmesine bağlıdır.
İslâm her türlü kolaylığı da getirmiştir. İş ki temel gerçekler biline ve
KURÂN'ın RUHU anlaşıla... Bunu bir Ramazan boyu Expochannel TV’de anlatmaya
çalıştım. İsteyen DVD’sini edinip ne anlatmak istediğimi anlayabilir ya da
internette web sitemden okuyabilir.
İlginiz ve temel görüşümü sorgulamanız
için çok teşekkür ederim.
Eksik
kalan ya da aklıma takılan başka soruları iletmek istiyorum.
Kişisel konulara girerek ana konudan
uzaklaşmak istemiyorum. İnsanlar dedikodu konusu arıyorlar. Ben yıllardır
kendimi çektim ortadan; kişilik değil konunun gerçekleri konuşulsun diye.
Üniversite muhabirliğinden başlayıp
köşe yazarlığına kadar ben de yıllarca gazetecilik yaptım... Ama artık bugün
insanların tıkandığı konularda araştırmalarıma dayanan cevapları paylaşmaya
yöneldim. Bunlar benim kişisel düşüncelerim. Dileyen katılır, dileyen
katılmaz.
İnsanlar “Din” adına yalan yanlış
bilgilerle dinden soğutulmuş. Oysa orijinal Din kaynakları onu söylemiyor.
Ramazan’da Expo kanalda yaptığım konuşmaların DVD’lerini ve Almanya’da
verdiğim konferansların DVD’sini vakit bulup izlerseniz benim bakış açımı
büyük ölçüde elde edersiniz...
Tek başıma geldiğim dünyadan tek
başıma gideceğim. Tabutumu taşıyacak 4 dostum olsa bana yeter. Bu yüzden de
insanların arasına karışmıyorum. Düşüncelerimi ortamın elverdiği ölçüde web
sitemden yayınlayarak ulaştırıyorum. Bu da bana yetiyor.
Ben insanların sürü gibi yaşamasını ve
güdülmesini sevmiyorum. Her insan kendi aklıyla kendi yolunu çizmeli gerekli
bilgileri edindikten sonra, diyorum. İnsanların beni bir cemaat veya tarikat
önderi gibi algılamasına kesinlikle karşıyım çünkü... Ve de öyle de
yaşamadım. Özel hayatımı kimseye açmadım; çünkü kimseyi ilgilendirmez.
Elbette,
ama yaklaşımınızla ilgili akıllara takılan sorular var...
İlk
yanıtlarda bir anlamda dinin astroloji içinde yer aldığını doğruladınız. Ama
astroloji ve din karşıt görünür! Gelecekten de haber veren bir dal kabul
edilir çünkü! Gaybı Allah bilir lafını boşa çıkarmış olmuyor mu bu
yorumunuz? Ya da gaybdan haber verenin Allah katında pek de muteber
olmayacağını?
Gayb iki türlüdür. 1-Gaybı mutlak
2-Gaybı muzaf (göresel)... Gaybı Mutlak Allah'ın ZAT'ıdır ki bunu hiç
bir yaratılmış bilemez. Göresel gayb ise şartlar değiştikçe bilinebilir.
Astrolojiye gelince... Astroloji gaybı bilmez!. Astroloji esas olarak
yeryüzündeki çeşitli varlıkların (insan dahil) oluşumuyla ilgili etkilerden
sözeder. Bu konuda görüşüm İnsan ve Sırları kitabında mevcuttur. İsteyen
netten ücretsiz okuyabilir. Astroloji geçmiş tecrübelere dayanan tahmindir.
Bunu Muhyiddin Arabî de yazmıştır İbrahim Hakkı da Marifetname’sinde Gazali
de... ayet rahimlerdeki çocuğun cinsiyetini kimse bilemez derken ultrasonla
görüyorsunuz.. Bu bahsediş, gaybı muzaf hükmündedir... Aynen hava tahmini
gibidir astrolojik tahminler de. gaybı bilmek değil!.
Cennet ve cehenneme ilişkin kozmik
yaklaşımlarınız var. Güneş’in cehennem olduğunu mu savunuyorsunuz? Evren bir
enerji yumağı, insan ruhu bir mikrodalga gibi görüşleriniz var mı? Abdest
ise temizlik amaçlı değil sudaki biyoelektrik enerjiyi sinir sistemi
vasıtasıyla beyne ulaştırma ve enerji takviyesi amaçlı. Gezegenlerin
hareketlerinin insanlar üzerinde etkileri olduğuna inandığı için burçları
reddetmiyor. Kozmik bir yaklaşımı temel alan bir İslâmi yaklaşım mı?
Benim yaptığım araştırmalar,
bahsedilen cehennem ortamının Dünyanın içinde eriyip kaybolacağı Güneş
olduğu yolundadır. Güneş bir süre sonra büyüyecek ve mars'a kadar olan
çevresindeki tüm planetleri yutup eritip yok edecektir. Dünya üzerinde
dünyanın manyetik çekim alanına bağlı tüm insan ruhları da yok olan dünyanın
manyetik çekim alanından kurtulup bu defa güneş ortamında yaşamlarını
sürdürmeye başlayacaklardır. Daha sonra bir kısım insanlar bu ortamdan
kurtulup bir başka boyutta cennet diye tarif edilen yaşam boyutuna
geçeceklerdir.
Burada şuna çok iyi dikkat edile. Bu
anlattığımın delilleri “İNSAN ve SIRLARI” isimli kitabımda yazılıdır.
Ne var ki bu benim değerlendirmemdir. Dileyen kabul eder paylaşır dileyen
bildiği gibi inanır. Bunları red de kişiyi Dinden çıkarmaz. Kabul de ek
birşey sağlamaz.
Evrenin tümüyle bir enerji yumağı
olduğu bilimsel bir tespittir.
İnsanın ruhu yaşamındaki tüm kayıtları
muhafaza ettiği için insan ölmez ve ruh boyutu yaşama geçer. Bu yüzden de
kişi mezara diri diri aklı şuuru yerinde olarak girer diyor Allah Rasûlü.
Cemaat
değiliz diyorsunuz ama sizin takipçileriniz cemaat özellikleri gösteriyor.
Sizin irade ve isteğiniz dışında cemaatleşiyor kendiliğinden bir cemaat
halini alıyor olabilirler mi?
Cemaat denecek sayıda ortalıkta beni
okuyan ve birbirini tanıyan insan yok ki!.. İnsanlar yazdıklarımı okuyorlar
ve mantıklı bulunca da çevreleriyle paylaşıyorlar. Olay bundan ibaret. Bu
yüzdendir ki ben ne bir vakıf kurdum ne bir cemiyet. İslâm Yalnızca Allah Rasûlü çevresinde birleşmeyi bütünleşmeyi uygun görür.
Kitsan’dan telif almıyorsunuz ama Kitsan parayla satıyor eserlerinizi. O
paralar nereye gidiyor? Kitsan’a mı kalıyor?
Evet, tamamı Kitsan’ındır. Ben bugüne
kadar hiç telif almadım. Orijinaline sadık kalarak herkes bastırabilir. Bu Allah bağışı bir ilimdir diye düşündüğüm için bunu insanlarla
karşılıksız olarak paylaşmanın zevkini yaşıyorum. İsterseniz siz de bastırıp
dağıtabilirsiniz orijinal metne sadık kalarak. Tüm düşünsel verilerim
insanlığa sebildir.
Yani herhangi bir yayınevi Kitsan'dan
çıkan kitabın orijinalini basıp bunu dağıtıp bundan para kazanabilir mi?
Elbette kesinlikle... Kimin ne para
kazandığı beni ilgilendirmez. Ben insanlığın bu bilgileri edinip, ömrünü iyi
değerlendirmesini, ebedi yaşamda pişmanlık ve sıkıntı duymamasını istiyorum.
Onun için de bildiklerimi karşılıksız olarak tüm insanlarla paylaşıyorum.
Bundan çıkar sağlayanlar kendileri düşünsün... O benim sorunum değil. Bu
konuda ilk de ben değilim. İslâm tarihinde bunu yapmış sayısız değerli
zâtlar mevcuttur.
Kitapları
Kitsan’dan çıkan Hans Von Aiberg’i tanıyor musunuz? Gerçek kimliğini biliyor
musunuz? Siz protestan tanımına karşısınız ama Aiberg’in Protestan İslâm
Hanif Doktrini sitesini Kitsan yapıyor.
Bahsi geçen kişiyi çok eskilerden bir
defa görmüştüm ayaküstü konuşmuştuk. Gerçek kimliğini biliyorum. Ama beni
başkaları ilgilendirmiyor. Kitsan bir yayınevi olarak dilediği kitabı basar
ve bu beni hiç ilgilendirmez. Kitsan'ın bildiğim kendi www.kitsan.com
dışında hiç bir web sitesi yoktur. Kitsan ile ilgili soruların muhatabı da
elbette ki Kitsan Yayınevi’nin sahibidir.
Sitenizde
28 Şubat’tan sonra zorunlu olarak eşinizle birlikte bir yıl Londra’da ikamet
ettiğiniz yazılı. Neden 28 Şubat’tan sonra ve neden zorunlu? Türkiye’ye
gelip gidiyor musunuz?
İslâm Dini’ne o günlerde benim
yüzümden söz gelmesini istemediğim için, derinliklerde hazırlanan bir
olaydan haberdar olduğum için Türkiye'den ayrılmak zorunda kaldım. Şimdilik
bu konuda daha fazla konuşmak istemiyorum. Bugün bir engel yok dönmem için
fakat bu defada Ahmed Hulûsi tarikat kuruyor veya cemaat topluyor gibi
iftiralardan uzak durmak ve yalnızca bilgilerimi insanlarla uzaktan
paylaşmak için dönmüyorum. Daha da ihtiyarlayınca belki dönerim.
Ben ÇAĞDAŞ BİR İSLÂM DÜŞÜNÜRÜYÜM. Bu
nedenle de Türkiye’de yaşamam gerekmiyor. Bir düşünür için bütün yeryüzü Allah'ın ibadethanesidir.
Türkiye ye yılda bir-iki kere gelip
kısa sürelerle kaldığım oluyor ama bu gelişlerde de çok yakın arkadaşlarım
dışında kimseyle görüşmüyorum.
İnsanlar hâlâ merak ediyorlarsa beni
ve amacımı; anlamaları için, biraz zaman ayırıp kitaplarımı okumalarını,
kasetlerimi dinlemelerini tavsiye ederim. Tüm yayınlarıma dünyanın her
yerinden internetten ücretsiz ulaşılabilir. DİN olayının, çok ciddiye
alınması gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. Çünkü, direkt insanların
geleceklerini ve gelecekteki yaşamlarını ilgilendiren bir konu.
Bu yıl ilk defa Avrupa da konferans
verdim. Konuşmalarım da tam metin olarak www.ahmedhulusi.org sitesinde mevcuttur.
Kendim hakkında konuşmayı ve
konuşulmasını sevmiyorum. Çünkü çok önemli ve anlaşılması gereken ORİJİN
İSLÂM konusu kişisellik batağında boğuluyor.
Bizi ilgilendiren kişilerin
fikirleridir. Yaşamları değil.
Diyanetin
yayınladığı hadis kitabındaki hadisin olmadığını ileri süren diyanet
yetkilisinin mektubu elimdedir. Zamanı gelince açıklayacağım diyorsunuz.
Şimdi açıklasanız kim bu yetkili?
Kitsan, benim kitaplarımın Diyanet
fuarlarında Kitsan tarafından satılabilmesi için, diyanet yayınevlerinin
raflarında bulunması için müracaat etmiş. Ayrıca benim konferans ve sohbet
DVD ve kasetlerimin yayını için müracaat etmiş.
Diyanet ilim kurulundan bir yetkili
kitabımı okumuş ve inanca taalluk eden bir konuda kitaba yazdığım bir
hadisin var olamayacağını benim uydurduğumu söylüyor. Bu metin elimde. Oysa
bu konuda başta Buhari ve Müslim olmak üzere bütün hadis kitaplarında var!
Ben o kitaplarımı yazmadan önce
altmışbine yakın hadis okudum... Bu ciddi bir iştir!. Herkes aklının
kapsayamadığını inkâr ederse ortaya nasıl bir şey çıkar siz düşünün.
Kim o
yetkili?
Diyanet tetkik kurulundan biri. Zamanı
geldi diye düşündüğüm zaman fotokopisini yayınlayacağım. Şimdi değil...
Kadın-erkek yanyana namaz kılınmasını doğru bulmadığınızı söylüyorsunuz ama
takipçilerinizden Hülya Koçak zaman zaman kendilerinin de kadın erkekli
tesbih namazı kıldıklarını söylüyor. Hiç karma namaz kıldınız mı?
Uzun yıllar önce arkadaşlara tesbih
namazını öğrenmeleri için tesbih namazı kıldırmıştım. Erkekler ön safta,
kadınlar da başı örtülü olarak arka safta olmak üzere Tesbih namazı
kıldırmıştım... Kadın erkek yanyana değil erkek ön safta kadınlar da arkada
saf halinde olarak. Hülya Hanım da bu namazlardan bazılarına katılmıştır.
Halen de geceleri tesbih namazı kılınmasını herkese tavsiye ederim. Çünkü bu
namazı Rasûlullah efendimiz, “ihtiyarladım bana az zamanda çok şey
kazandıracak bir ibadet öğret” diyen amcasına tavsiye etmiştir. İbadetsiz
DİN OLMAZ! Namaz beş vakittir. Bunun dışında da nafile yani yararlı namazlar
manası yaşanarak insana Allah’a yaklaşmayı sağlar.
Türkiye’de herhangi bir din adamıyla, resmi bir imamla bağlantınız var mı?
Örneğin Kanlıca Cami imamının sizinle chat’leştiği, sizin adınıza cemaatle
sohbetler yaptığı ve kitaplarınızı dağıttığı iddia ediliyor?
Çok mükemmel Kurân bilgisi ve Arapçası
olan, hazırladığı Kur'an meâli yakında basılacak olan Kanlıca Camii İmamı
Hasan Güler'i tanırım. Benim adıma yaptığı hiç bir şey yoktur!. Dünya
üzerinde benim adıma konuşacak hiç kimse de yoktur!. Benim tüm düşünsel
verilerim yayınlanmıştır. Hasan Güler çok geniş din kültürüne ve Rasûlullah
sünnetine bağlı olarak görevini yapan bir devlet görevlisidir. Henüz devlet
görevlilerinin benimle görüşmesi yasaklanmadığı için de bazen görüşürüz.
Türkiye’de siyasetçi ve gazeteci takipçileriniz var mı? Örneğin “Müsbet İlme
Göre Yaradılış Kıyamet ve Uzayda Hayat” adlı kitabı bulunan eski bakan
Mehmet Yazar’la, daha önceki bir yazısında sizi desteklediğini yazan Engin
Ardıç’la bağınız var mı?
Adımdan hiç söz etmeden çeşitli
değerlendirmelerimi yazan veya izleyen basından hayli kişi olduğunu
duyuyorum görüyorum. Ama kimin beni okuyup kimin okumadığı beni
ilgilendirmiyor. Siyasetçilerden de okuyanlarım olduğunu biliyorum. Ama
benim görüştüğüm kimse yok... Engin Ardıç ta değerli beyindir; severek
okuduğum biridir. Çok uzun yıllar önce benimle ilgili bir yazıyı
eleştirmişti. Sonra da hiç bir görüşmemiz olmadı.
Seyyid
olduğumu sadece “DUA ve ZİKİR” isimli kitabımda 28 Şubat'a kadar
koymuşlardı. Daha sonra bunu da kaldırttım diyorsunuz. Neden? Onlar
kendileri mi koymuştu, sizin böyle bir iddianız var mıydı?
Seyyid isem bu benimle Rasûlullah
arasındadır. Kimseyi ilgilendirmez. Devrim kanunlarına göre bunu yazmak suç
olduğu için kaldırttım o ifadeyi kitaptan. Yıllar önce. İnsanlar kişiliğe
değil fikre ve ilme yönelmelidir artık
Nezaket
ve sabrınız için teşekkür ederim.
Ben de müteşekkirim bu fırsatı
tanıdığınız için. Saygılar.
|