Sayfayı Yazdır

Kur'ân-ı Kerîm ve Hadislerde “Kader” Anlatımı

“Allâh dilemedikçe siz dileyemezsiniz!..” (76.İnsan: 30)

* * *

“Hâlbuki sizi de yaptıklarınızı da Allâh yaratmıştır!” (37.Sâffât: 96)

* * *

“Arzda (bedeninizde - dış dünyanızda) ve nefslerinizde (iç dünyanızda) size isâbet eden hiçbir musîbet yoktur ki, bizim onu yaratmamızdan önce, bir kitapta (ilim boyutunda oluşmuş) olmasın! Muhakkak ki bu Allâh üzerine çok kolaydır!”

(Bunu bildiriyoruz) ki elinizden kaçana üzülmeyesiniz ve size verdiği ile de sevinip şımarmayasınız! Allâh çok övünen kibirli hiçbir kimseyi sevmez!” (57.Hadiyd: 22-23)

* * *

“... Hareket eden hiçbir canlı yoktur ki onun ‘Bi’nasiyesinde (alnında-beyninde var olarak/beyninden) tutmuş olmasın (Fâtır’ın beyni programlaması) (lafında kalanlara göre: Hükmüne boyun eğdirmek)... Muhakkak ki benim Rabbim sırat-ı müstakim üzeredir.” (11.Hûd: 56)

* * *

“De ki: “Herkes yaratılış programı (fıtratı - şâkılesi) doğrultusunda fiiller ortaya koyar! İşte bu yüzden (Fâtır’ınız olan) Rabbiniz yol itibarıyla kimin hakikat yolunda olduğunu en iyi bilendir!” (17.İsra’: 84)

* * *

“... ‘Allâh’ de, sonra bırak onları daldıklarında oynayıp dursunlar!” (6.En’âm: 91)

* * *

“İrade ettiğini (Dilediğini) yapar!” (85.Burûc: 16)

* * *

“Yaptığından soru sorulmaz! Onlar sorgulanır (yaptıklarının sonucu yaşatılır)!” (21.Enbiyâ’: 23)

* * *

“Muhakkak ki biz her şeyi kaderiyle (yazılı - programlanmış) yarattık!” (54.Kamer: 49)

Kur'ân-ı Kerîm’de bu konuda bu meâllerde daha pek çok âyeti kerîmeler olmasına rağmen aklı olana bu kadarı yeter; ahmaklığın ise devası yoktur, diyerek; şimdi de “SAHİHİ MÜSLİM” isimli hadis kitabının “Kader” bahsinde bize nakletmiş olduğu Rasûlullâh (sallâllâhu aleyhi vesellem)’in açıklamalarına idraklarımızı yöneltelim…

 

Ebu’l-Esved ed-Dieliyy şöyle dedi:

İmran ibn Husayn (radıyallâhu anh) bir gün bana şöyle sordu:

İnsanların yapmakta oldukları ve emek çekip didindikleri şeye ne dersin?.. Kendilerine hüküm olunan ve sebkât etmiş bulunan kaderden, kendilerine gelip geçen bir şey midir?.. Yahut Nebi ve Rasûllerinin getirdiği şeylerden olup da kendilerini karşılayacak ve aleyhlerine delil sâbit oluveren şeylerden midir?..

Hayır (karşılaşacakları tesadüfi işler değil)!.. Lâkin, geçmişte kendilerine yazılan ve kendilerine gelip çatan bir şeydir!.. dedim.

Bunun üzerine İmran bin Husayn sordu:

Öyle ise bu insanlara ZULÜM olmuyor mu?..

Bu sözden şiddetle korktum ve şöyle dedim:

Her şey, Allâh’ın mahlûkudur ve elinin mülküdür!..

“Yaptığından soru sorulmaz! Onlar sorgulanır (yaptıklarının sonucu yaşatılır)!” (21.Enbiyâ’: 23)

Allâh sana merhamet buyursun!.. Ben sana sorduğum şeylerle ancak senin aklını imtihan etmek istedim.

 

Müzeyn kabilesinden iki kişi Rasûlullâh’ın yanına geldiler ve şöyle sordular:

Yâ Rasûlullâh!.. İnsanların bugün yapmakta oldukları ve emek çekip didine geldikleri şeye ne buyurursun?.. Bu üzerlerine hüküm edilen ve önceden yazılan bir kaderden olarak, kendilerine isâbet eden bir şey midir?.. Yahut, Nebi ve Rasûllerinin getirdiği ve üzerlerine hüccet sâbit olan şeylerden olarak, kendilerinin karşılayacakları şeyler içinde midir?..

Rasûlullâh (sallâllâhu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

Hayır!.. Bu ikinci şekil değil!.. ÜZERLERİNE HÜKÜM OLUNAN VE KENDİLERİNE GELEN BİR ŞEYDİR (kaderdir). Aziyz ve Celiyl olan Allâh’ın kitabında bunun tasdiki şu âyettir:

Nefse (bilince) ve onu düzenleyene; sonra da ona (bilince) hem fücurunu (Hakk’tan ve Sistemden sapmayı) ve hem de takvasını (korunmasını) ilham edene ki...” (91.Şems: 7-8)

* * *

Câbir (radıyallâhu anh) şöyle dedi:

Surâka ibn Mâlik geldi ve şöyle sordu;

Yâ Rasûlullâh!.. Bize DİNİMİZİN ASLINI BEYAN ET!.. Bugünkü amel neyin içindedir?.. Bunun bilgisine nispetle, biz sanki şimdi yaratılmış gibiyiz. Bugünün ameli, kalemlerin yazıp da kuruduğu, takdirlerin cereyan ettiği işler içinde midir?.. Yoksa karşılaşacağımız işler içinde midir?

Rasûlullâh (sallâllâhu aleyhi vesellem):

Hayır!.. Bugünkü iş, yeniden oluşacak işler içinde değildir!.. Fakat kalemlerin yazıp kuruduğu, takdirlerin cereyan etmiş olduğu işler içindedir!.. buyurdu.

Surâka bu defa sordu:

Öyle ise amel ne için?..

Züheyr dedi ki: Bundan sonra Ebu Zübeyr anlamadığım bir şey konuştu; ben ne dedi, diye sordum:

Amel ediniz, çünkü herkese kolaylaştırılmıştır!.. buyurdu.

* * *

Abdullah ibn Mes’ud (radıyallâhu anh) şöyle dedi:

Bize daima doğru söyleyen ve kendisine de doğru bildirilen Rasûlullâh (sallâllâhu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

Sizin birinizin ana-baba maddeleri kırk gün anasının karnında toplanır. Sonra o maddeler o kadar zaman içinde katı bir kan pıhtısı hâlini alır. Sonra yine o kadar zaman içerisinde bir çiğnem ete tahavvül eder. (120. günde) ona bir melek gönderilir de bu melek ona ruhu nefheder. Ve melek dört kelime ile yani rızkını, ecelini, amelini, saîd veya şakî olduğunu yazmakla emrolunur.

Kendisinden başka Hak ilâh olmayan Allâh’a yemin ederim ki; sizden biriniz cennet ehlinin ameliyle amel etmekte devam eder. Nihayet kendisi ile cennet arasında bir zira’dan başka mesafe kalmaz!.. Bu sırada yazı o kişinin önüne geçer!.. Bu defa o kişi cehennem ehlinin ameliyle amel etmeye devam eder.

Ve yine sizden biriniz cehennem ehlinin ameliyle amel eder, nihayet kendisiyle cehennem arasında ancak bir zira mesafe kalır. Bu sırada yazı önüne geçer!.. Bu defa da o kimse cennet ehlinin ameliyle amel eder ve cennete girer!

* * *

23 / 67

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bu Kitabı İndirebilirsiniz!