Sayfayı Yazdır

Kelime-i Tevhid'in Bir Mânâsı

“Lâ ilâhe illâllâh” ne demektir?

“Lâ ilâhe”; TANRI yoktur demektir. “İllâ Allâh”;sadece ALLÂH vardır!

Şimdi evvela birinci kısmını inceleyelim:

“Lâ İlâhe”; TANRI yoktur yani ALLÂH’tan başka ayrı ayrı varlıklar yoktur!..

Şimdi şu iki mânâyı gözden kaçırmayalım…

Birinci mânâda “Lâ ilâhe”, “TANRI yoktur”... İkinci mânâda “Lâ ilâhe”de ayrı ayrı “TANRI” kabullendiğin vardır!.. Ama, onlar Allâh’ın vücuduyla kaîmdir!..

Birinci mânâda; eğer ayrı ayrı varlıklar var müşahedesinde isen, sana ikaz ediliyor... Deniliyor ki “ayrı ayrı varlıklar” yoktur... Ancak, “VÂHİD-ÜL AHAD OLAN ALLÂH vardır!..

Bölünmez, parçalanmaz, cüzlere ayrılmaz, ayrılık hükmünden berî, sadece “ALLÂH” vardır!..

Bu mânâda, ortada ne sen varsın ne başka şey var! Bu mânâda, ortada ne Ahmed var, ne Hulûsi var, ne Cemile var!..

İkinci mânâda; ayrı ayrı varlıklar vardır, ancak o gördüğün ayrı ayrı varlıklar, “ALLÂH” ismi ile kastettiğin varlıktan başkası değildir!.. Bu da Esmâ ve Efâl mertebesi itibarıyladır!.. Çünkü, “Efâl mertebesi” dediğimiz mertebe, beşeriyet yani terkip hükümlerine dayanır...

Ayrı ayrı varlıklar var, ancak o ayrı ayrı varlıklar Allâh’tan başka bir şey değil!.. Allâh’tan ayrı bir vücudu yok!.. Yani, ilâhî isimlerin mânâlarının ortaya çıktığı mahaller olarak, onların vücudu söz konusudur!..

İkinci mânâdaki “vardır” anlamı “İllâ”da gizlidir. “Lâ ilâhe illâ”; “yok ama”, “ancak”, “sadece” anlamı buradaki “illâ”da gizli…

Demek ki “Lâ ilâhe illâllâh”ınmânâsı, Zât mertebesi itibarıyla demiyorum dikkat edin, “Esmâ mertebesi” itibarıyla; “Tanrı”, varlıklar yoktur sadece “ALLÂH” söz konusudur!.. Allâh’tan ayrı bir varlık söz konusu değildir; ve bu Allâh, “Vâhid-ül Ahad” olan Allâh’tır!.. Birinci mânâ bu!..

İkinci mânâ yani Efâl mertebesindeki mânâ ise, değişik ilâhî isimlerin mânâsının aşikâr olması, onlara mahal teşkil etmesi yönünden, çeşitli terkipler söz konusudur... Ancak bu terkiplerde, Allâh’tan başka bir varlık mevcut değildir!.. Allâh’tan ayrı, gayrı değildir!.. Yani, bu görülen müşahede edilen mahaller, terkipler; varlığını Allâh’la devam ettirir!.. Allâh’la kaîmdirler!.. Bu mânâlar, Allâh’ın varlığına ait olan mânâlardan başka bir şey değildir!

Avam anlayışında ise “Lâ ilâhe illâllâh” sözü; “herhangi bir tapılacak Tanrı yoktur, ancak var olan ibadet edilen mutlak varlık ALLÂH’tır” mânâsınadır!..“Allâh’tan başka varlık söz konusu değildir. Tapılacak varlıklar yoktur” demektir!..

Buradaki inceliği anlatabildim mi?..

Tapılacak Tanrı yoktur, sadece ALLÂH vardır! Bu konuyu detaylı olarak “Hz. MUHAMMED’in AÇIKLADIĞI ALLÂH” isimli kitabımızda açıkladık, arzu edenler oradan okuyabilirler.

Umarım “Lâ ilâhe illâllâh”ın mânâsını böylece anladık!..

Bir şeyi kabul etmek için, evvela ne olduğunu bilmek lazım; önce bir şeyin ne olduğunu öğreneceksin, bileceksin; ondan sonra o bildiğin şeyi ya kabul edeceksin, ya reddedeceksin!..

Eğer “Lâ ilâhe illâllâh”ın mânâsını böylece anlarsan; anladıktan sonra bu defa sana teklif edilir... Kabul ediyor musun?

Kabul edersen, sen de “Lâ ilâhe illâllâh dersin! Fakat bu kabul edişin ötesinde; senin müşahede ettiğin bir gerçek olur ise...

Görmemişsindir, fakat aklın yatmıştır veyahut da terkibine uygun gelmiştir!.. Sen onu kabullenirsin aklın yattığı için! Terkibine uygun düştüğü için!..

Ama, “Lâ ilâhe illâllâh” sözünün mânâsını asgari Efâl mertebesinde müşahede edebilirsen; o zaman denir ki; “şehâdet et”!.. İşte, müşahede edebilenin edeceği iştir, şehâdet!..

Ne yapacak?.. Eğer müşahede ediyorsa diyecek ki; “Eşhedü”, “Şehâdet ederim ki”!..

Neye şehâdet edersin?.. Neye şahit olabilirsin?..

Gözünle gördüğün bir olaya şehâdet etmen demek; “Allâh”tan başka bir varlığın “var” olmadığına şehâdet etmen demektir!

O zaman dersin ki:

“Eşhedü en lâ ilâhe illâllâh!”

“Şehâdet ederim ki; Tanrı, ALLÂH’tan gayrı birtakım varlıklar yoktur. Sadece ALLÂH vardır!”

Şu şekilde şehâdet eden kimdir?.. Bu şekilde şehâdet eden, Kur’ân-ı Kerîm’e göre;

“Şehid Allâhu enneHÛ lâ ilâhe illâ HÛ…”

“Allâh şehâdet eder, kendisidir ‘HÛ’; tanrı yoktur; sadece ‘HÛ’!..” (3.Âl-u İmran: 18)

Yani, Allâh’tan başka varlıklar var olmadığı gibi, var kabul edilen her şey Allâh’ın varlığı ile ortadadır!.. Âyet bu duruma işaret eder…

Demek ki, bir kişinin, hayatta ancak ve ancak bir kere söyleyebileceği bir kelâmdır; hakiki mânâsıyla “Lâ ilâhe illâllâh diyebilmek ve bunun başına da “Eşhedü”yü oturtmak!..

“Lâ ilâhe illâllâh” sözünü bir kişi hayatta ancak bir kere söyleyebilir dediğimizde, buna itiraz gelebilir... Zira falanca kişi bütün hayatı(!) boyunca “Lâ ilâhe illâllâh” demiş!.. Büyük adam(!)... Diyebilir!..

Bir kelimeyi tekrar etmek başka şeydir; o sözün anlamını müşahede etmek başka şeydir!.. Birtakım ayrı ayrı varlıkların var olmadığını, var olanın sadece Allâh olduğunu müşahede ediş bir kereye mahsustur!.. Bir kere bunu müşahede edersin!.. Bunun ikinci bir tekrarı olmaz!..

İkinci bir defa tekrar yani her şey yok oluyor gidiyor, yeniden bir varlık oluyor, yeniden ayrı ayrı varlıklar geliyor ve bu ayrı ayrı varlıkların sadece “Allâh” olduğunu idrak edeceksin; diye bir şey söz konusu değil!..

Bir şey bir kere müşahede edilir!.. Müşahede ettiğin anda da onu etmişindir!.. Pencereden dışarıya bir ilk bakışın vardır, ondan sonra bakışın vardır, ondan sonraki bakışların, o bakışın devamıdır, tafsilidir!.. Bir kere “Lâ ilâhe illâllâh” sözünü söyleyebilirsin; ondan sonrakiler o sözün devamının gelmesinden başka bir şey değildir...

Diyelim ki Kâbe’yi ilk defa görüyorsun, ne diyor Hz. Muhammed (aleyhisselâm):

“Kâbe’yi ilk görüşte dua edin, o duanız kabul olur” diyor!

“Ne zaman görürsen gör” veya “devamlı bakarken” demiyor!.. “İlk görüş” diyor!..

Peki ilk görüş, görüş de, sonrakiler görüş değil mi?.. Onlar da görüş!.. Ama ilk görüştür esas!.. Bir defa gördüğün zaman, onu görmüşsündür!.. Görmenin ikinci defası olmaz!.. Bir şey bir kere görülür, ondan sonrakiler o şeyin devamıdır! Devam edip gitmesidir!..

17 / 67

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bu Kitabı İndirebilirsiniz!